facebook'a ekle twitter'a ekle myspace'e ekle friendfeed'e ekle google bookmark'a ekle msn ekle rss abone ol

Ceza Hukuku Ders Notları

CEZA HUKUKU Ders Notları

Ceza hukuku, özel hukuk kamu hukuku ayrımı içerisinde kamu hukuku alt başlığında yer alan bir hukuk dalıdır.

Toplum düzenini sağlamaya yönelik kurallar bütünüdür. Ceza hukukunda müeyyide fizikidir. Yani Ceza Kanunu açısından temel müeyyide hürriyeti kısıtlayıcı ceza biçimindedir.

CEZA HUKUKUNUN AMAÇLARI

1) Islah edici olmak.

2) Toplumsal düzeni sağlamak.

3) Bu sebepledir ki ceza hukukunun amaçları arasında öç almak yoktur.

4) Ceza hukukunun en temel amacı suç işleyen kimseleri yeniden topluma kazandırabilmektir.

5) Bu anlamda ceza hukukunda kısas yasaktır. Yani örneğin bir kimse başkasının kolunu kırdığında, kıran kişinin de kolu ceza olarak kırılmaz.

CEZA HUKUKUNUN KONULARI

1) Suçlar

2) Cezaları

3) Emniyet tedbirleri: Bazen ortada suç vardır, ceza vardır ama cezayı tatbik etmek mümkün olmayabilir. İşte bu durumda emniyet tedbirleri devreye girer.

YÜRÜLÜK (bugünkü durum)

2005 yılında yürürlükten kaldırılan 765 Sayılı Ceza Kanunumuzun kaynağı İtalya’dır.

Söz konusu bu ceza kanunumuz 1926 yılında yürürlüğe giren bir kanunun idi.

Ancak Yeni Ceza Kanunumuz 2004 yılında Resmi Gazetede yayımlanıp, 2005 yılında yürürlüğe girmiştir.

CEZA NORMU

Suç ve cezaya ilişkin kurallar birçok kanunda vardır. Suç ve ceza ile alakalı düzenlemeler sadece ceza kanunundaki kurallardan ibaret değildir. Bu bağlamda ceza normu, her bir düzenlemedeki suç ve cezaya ait kurallara denir.

1.CEZA NORMUNUN ÖZELLİKLERİ

1) Emredici Olmak.

2) Ancak Devlet Tarafından Konulmak

3) Değerlendirici Olmak. Hiçbir ceza normu bir şeyi değerlendirmeksizin onun yapılmasını veya yapılmamasını emredemez.

2.CEZA NORMUNUN UNSURLARI

1) Kural

2) Müeyyide

3.CEZA NORMUNUN ÇEŞİTLERİ

1) Tam-Asıl Ceza Normları: Hem kuralı hem müeyyideyi içeren cezai normlara denir

2) Eksik Ceza Normu: Kural var müeyyide yok, ya da tersi.

3) Açık Ceza Normu: Kesinlikle müeyyide var. Fakat bu müeyyideye kimlerin tabi olacağına dair düzenlemeler bir iç hukuk kuralı ile başka bir kuruma bırakılmıştır.

4) Tamamlayıcı, Tanımlayıcı: Ne kural, ne müeyyide var. Bunlar diğer ceza normlarının kapsamını çizmek, onların uygulanmasında yol gösterici olan hükümlerdir. Örn: “Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz”

**Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır. (KK m. 2)

**Kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde, hem kasten hem de taksirle işlenebilir.

NOT: YCK CÜRÜM KABAHAT AYRIMINI BENİMSEMEMİŞTİR.

CEZA HUKUKUNA HÂKİM OLAN İLKELER

1) HUKUK-DEVLETİ İLKESİ: Kuralları koyanlara ve bu kural kimin için konulmuşsa onlara, kanunlar eşit şekilde uygulanır.

2) HÜMANİZM İLKESİ: Suçlar için öngörülmüş cezaların insan onuruna yakışır biçimde düzenlenmesi gerekir.

3) KANUNİLİK İLKESİ (SUÇLARIN VE CEZALARIN KANUNİLİĞİ İLKESİ): Bir suçun muhakkak kanunda yer alması lazım.

3.1. Maddi / öze ilişkin kanunilik ilkesi: Hareket noktası bir fiilin toplumsal yönden tehlikeli olup olmadığıdır.

3.2. Şekli / biçimsel kanunilik ilkesi: Hareket noktası fiilin kanunda suç olarak düzenlenip düzenlenilmediğidir.

Maddi kanunilik ilkesinde Hareketin toplumsal yönden tehlikeli olup olmadığı noktasından hareket edilir.

Biçimsel kanunilik ilkesinde Bir hareketin kanunda suç olarak düzenlenmiş olup olmadığı noktasından hareket edilir.

3.2.1.Şekli Kanuniliğin Alt İlkeleri

3.2.1.1.Kanunun Tekelciliği İlkesi:

Monopol piyasa gibi, suç, ceza ve emniyet tedbiri ancak kanun ile getirilebilir.

Ancak, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir (KK. m. 4).

Ne var ki Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir (KK. m. 4).

örf ve adet ceza hukukunda suç ve ceza üretiminde kaynak olmaz.

3.2.1.2. Kanunun Açıklığı İlkesi:

Ceza hukukunda kıyas (analoji- benzetme-teşbih) yasaktır.

4) CEZA KANUNUN ZAMAN BAKIMINDAN YÜRÜRLÜĞÜ: Geçmişe yürümezlik ilkesi. Suç ve cezalar geçmişe yürümez.Aslında bu ilkeye yürürlük ötesi uygulanmazlık ilkesi de denilmektedir.

5) “İSTİSNA” LEHTE KANUNİLİK İLKESİ:

I. Evvelki kanun yeni kanun döneminde işlenilen suçlar için hiçbir zaman ve hiçbir şekilde geçerli olamaz. Eğer geçerli olsa idi yeni kanun yapmanın anlamı kalmazdı.

II. Sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri evvelki kanun döneminde işlenmiş olan suçlar açısından suç işleyen kişinin daha lehine hükümler içermekte ise geçmişe yürür.

III Ancak sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri evvelki kanun döneminde işlenmiş olan suçlar açısından suç işleyen kişinin daha aleyhine hükümler içermekte ise hiçbir zaman ve hiçbir şekilde geçmişe yürümez.

IV.Lehte kanunilik ilkesinin tatbikinde, evvelki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun bir bütün olarak karşılaştırılıp lehe olanının tespit edilmesi sureti ile uygulanır. Yani her iki kanunun lehe olan hükümlerini ayrı ayrı saptayarak aynı olaya tatbik etmek mümkün değildir. Çünkü bir olaya aynı anda iki kanun hükümleri birlikte uygulanamaz.

V. Bu ilke sadece kanunlar için geçerlidir. Yani Anayasa Mahkemesinin bir kanun hükmünü iptal etmesi ile ya da Yargıtay’ın içtihadı birleştirme karı vererek daha lehe bir durum ortaya çıksa bile yine de bunlar için geçmişe yönelik sonuç doğurma söz konusu değildir.

VI. Lehte kanunilik ilkesi emniyet tedbirleri için de geçerli değildir. Yani emniyet tedbirleri açısından sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri uygulanır.

VII.Süreli kanunlar açısından lehte kanunilik ilkesi geçerli değildir.

VIII.Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır (TCK. m. 7).

IX.Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır (KK. m. 5).

X.Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir (KK. m. 5).

6) T.C.K’NIN YER BAKIMINDAN UYGULANMASI (MÜLKİLİK – YERSELLİK İLKESİ): TCK hükümlerinin uygulanılmasında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik sahası dikkate alınır. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik sahası içerisinde işlenilen suçların faili, vatandaş olsun ya da yabancı olsun fark etmeksizin TCK hükümleri uygulanır.

Eğer suç sayılan fiilin bir kısmı Türkiye’de bir kısmı Türkiye dışında gerçekleşmiş ise, ya da tersi bir durum söz konusu ise, ya da suç sayılan fiil Türkiye dışında işlenmiş olmasına rağmen netice Türkiye’de gerçekleşmiş ise, şimdiye kadar ifade edilenlerin tümü için geçerli olmak üzere TCK hükümleri uygulanır. Ya da daha açık bir ifade ile suç Türkiye’de işlenmiş sayılır.

İster Mülkilik ilkesi olsun ister şahsilik ilkesi olsun, faile ceza verilirken failin işlediği suç sebebi ile yabancı ülkedeki gözaltı süreleri ile hapiste geçirdiği süreler, Türkiye’de alacağı cezadan düşülür.

Yine failin yabancı ülkede işlemiş olduğu suç sebebi ile Türkiye’de yargılanılması sonrasında alacağı ceza, suçu işlediği ülkede işlediği suç için öngörülen cezadan kural olarak daha fazla olamaz.

7) T.C.K’NUN ŞAHIS BAKIMINDAN UYGULANMASI ( ŞAHSİLİK İLKESİ)

Benim vatandaşıma nerede suç işlerse işlesin benim ceza kanunumun hükümleri uygulanır.

Tenfiz = Yabancı mahkemeden verilen kararların Türk mahkemelerince tanınmış ise Türkiye’de tekrar ceza verilmez.

8) SUÇLARIN VE CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ: Her koyun kendi bacağından asılır.

9) EVRENSELLİK İLKESİ: Hiç kimsenin işlediği suç yanına kâr kalmaz. Eninde sonunda cezalandırılır. Örneğin; Deniz korsanlığı, terör suçları, rüşvet, insanlığa karşı suçlar, soykırım, paralarda sahtecilik, kıymetli damgalarda sahtecilik, uyuşturucu madde suçları v.b.

10) ADALET VE KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKESİ

11)KUSURSUZ SUÇ VE CEZA OLMAZ İLKESİ. Ceza Hukukunda iradesiz suç olmaz ilkesi geçerlidir ve bu ilkenin istisnası da yoktur.

SUÇLULARIN İADESİ

Suçluların iadesinden söz edilebilmesi için: üç koşulun varlığından söz edebiliriz

1. Suç yabancı ülkede işlenmiş olmalıdır.

2. İadesi istenen kişi kural olarak yabancı ülke vatandaşı olmalıdır.

3. İadesi istenen kimse hakkında ya bir ceza kovuşturması ya da mahkûmiyet hükmü olmalıdır.

KİMLER İADE EDİLMEZ?

1) Vatandaş iade edilmez. Ancak 2004 yılında anayasada yapılan değişikliğin yeni Ceza Kanunu tarafından da benimsenmesi sonucu, vatandaş Uluslar arası Ceza Divanının tarafı olmanın gerekleri bağlamında artık iade edilebilecektir.

Vatandaş olmayanlardan kimler iade edilmez?

1) Siyasi suçlular iade edilmez

2) Askeri suçlular iade edilmez

**Siyasi suça veya askeri suça bağlı suç işleyenler iade edilmez (YCK bu ifadeye yer vermemiştir)

Not: YCK ile birlikte yukarıda sayılanlara ek olarak iade edilemeyenler

*Düşünce suçları

*Türk kanunlarına göre suç olarak kabul edilmeyen fiillerin failleri

*Zamanaşımına uğramış suçların failleri

*Affa uğramış olan suçların failler de iade edilmez.

*Ancak vatandaş, uluslar arası Ceza Divanının tarafı olmanın gerekleri bağlamında artık iade edilebilecektir.

Eğer iadesi istenen kişinin, dini inançları siyasi düşünceleri veya ideolojisi sebebi ile iade edileceği ülkede kötü muameleye maruz kalacağına dair KUVVETLİ ŞÜPHE varsa iadesi istenen kimselerin iade edilmeyeceğini belirtmiştir.

KİMLER İADE EDİLİR?

*Adi suçlular (gasp-rüşvet, hırsızlık, irtikâp v.b) iade edilir.

Bir kimsenin işlediği suçun iade kapsamında bir suç olup olmadığına kişinin bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesikarar verir. Bu kararın neticesi eğer iadeye ilişkin ise Bakanlar Kurulu iade edip etmemekte serbesttir. İlk derece mahkemesi sıfatı ile verilen kararlardan sadece iade ile ilgili karara karşı temyiz yolu açıktır.

Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi (1957’de Paris’te imzalana, Türkiye’nin de 1960 Yılında imza koyduğu)

*İadede İhtisas İlkesi: Bir suçlu hangi suçtan yargılanmak üzere aide edildiyse ancak o suçtan yargılanır. Ancak: Yeni Ceza Kanununda aynı kural Özellik Kuralı adı altında yer almıştır.

Birincisi , iade eden devlet diğer suçlarda da yargılanmaya muvafakat ederse

İkincisi , eğer iade edilip Türkiye’deki yargılaması bittiyse Türkiye’yi de terk edebilecek halde, buna rağmen 45gün içinde ülkeyi terk etmediyse diğerlerinden de yargılanabilir.

Bunlar iade kapsamındadır sayılmaz

*Devlet Başkanının veya ailesinin hayatına kasıt, suikast

*Terör Suçluları,

*tedhişçilik

*İnsanlığa karşı suçlar

*siyasi suç

Suçluların iadesine dair Avrupa Sözleşmesinde mali suçluların iade kapsamı dışında bırakılabileceğine dair hüküm 1999 yılında sözleşmeden çıkarılmıştır. Yani mali suçluların iade kapsamı dışında bırakılması söz konusu değildir.

SUÇ NEDİR ve SUÇ ÇEŞİTLERİ

1) HAREKETİN ŞEKLİNE GÖRE SUÇLAR

a) Serbest Hareketli Suçlar: Herhangi bir hareketi yapmak suçun oluşması için yeterli ise. Adam yaralama (müessir, fiil) illa bir insanı bıçakla yaralamak gerekmez. Yaralama nasıl olursa olsun.

b) Bağlı Hareketli Suçlar: Ancak kanunun belirttiği şekle göre hareket yapılırsa suç olur. Dolandırıcılık, irtikâp.

c) İcrai Hareketli Suç: Ancak aktif bir tavır gerçekleştirmek sureti ile suç işlenilebiliyorsa. Müessir fiil. Irza geçme, adam yaralama

d) İhmali Suç: Pasif, hareketsiz – görevi yapmama

2) HAREKETİN SAYISINA GÖRE SUÇLAR

a) Tek Hareketli Suçlar: Tek hareket yeterli –hakaret, iftira

b) Birden Fazla Hareketli Suçlar ya da çok hareketli suçlar: Tek hareket suçun oluşması için yetmez. Özel evrakta sahtekârlık, dolandırıcılık, yağma. Örn: Özel evrakta sahtekârlık suçu (sahte evrak düzenleyeceksin ve onu kullanacaksın)

c) Alternatif / Seçimlik Hareketli Suçlar: Suç için kanunun tanımladığı hareketlerden herhangi birinden oluşması. Suçun meydana gelmesi için yeterli. Örn: Güveni kötüye kullanma suçu, Resmi evrakta sahtekârlık suçu

3) HAREKETİN SÜRESİNE GÖRE SUÇLAR

a) Kesintisiz Suçlar: Suç teşkil edilmesi için belli bir süre devam etmesi gerekiyorsa. Örn: Mütemadi Suç, Hürriyeti Tahdit (kısıtlama) kısıtlamanın belli bir süre devam etmesi lazım.

v Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır (KK. m. 15/2)

b) Kesik kesik Suçlar: Aynı harekete yönelik, birden fazla suç. Örn: Müteselsil suç = Bir kimse sevdiği bir arkadaşına tokat atıyor, 3 saat sonra bir tokat daha – tek suç olur.

4) HAREKETİN NETİCEYE BİTİŞİK OLUP OLMAMASINA GÖRE SUÇLAR

a) Maddi Suç: Suç sayılan fiil ile neticeyi zaman mekân bakımından bir birinden ayırmak mümkün ise. Örn adam öldürme

b) Şekli Suç: Suç sayılan fiil ile neticeyi zaman mekân bakımından birbirinden ayırmak mümkün değilse. Örn. Hakaret, iftira

5) SONUCUN ZARAR MI TEHLİKE Mİ OLDUĞUNA GÖRE SUÇLAR

a) Zarar Suçu: Eğer suçun gerçekleşebilmiş sayılması için bir zararın ortaya çıkması gerekiyorsa adam öldürme, müessir fiil.

b) Tehlike Suçu: Suçun gerçekleşebilmiş sayılması için tehlike dahi yeterliyse. Gemi batması tehlikesi yaratmak, yangın tehlikesi yaratmak

6) SUÇLAR İÇİN ÖNGÖRÜLEN CEZANIN AĞIRLIĞINA GÖRE SUÇ AYRIMI

Cürümler için cezalar, kabahat cezalardan çoktur.

Cürümden bahsetmek için kasıt gerekir

Kabahatler hem kasıt ile hem taksir ile işlenir.

İster cürüm, ister kabahat olsun iradi bir hareket olacak. Başkasının malına zarar vermek cürüm. Ama sara nöbeti olan kişi bir cam kırarsa bu iradi bir hareket ürünü değildir. Ne cürüm ne kabahattir. Bir kimsenin kusması suç değil, ne cürüm ne kabahat olmaz.

SUÇLA ALAKALI BAZI KAVRAMLAR

1) SUÇUN FAİLİ (Bu kavram yeni Ceza Kanununa göre suçun maddi unsuru içerisinde değerlendirilmektedir)

Suçun faili kimdir? Suçu işleyendir

Suçun faili kimler olabilir? Ancak gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler suçun faili olamaz. Suçun mağduru ile suçtan zarar gören aynı anlama gelemez.

Not: YCK tüzel kişilerin de bazen işlenilen suç nedeni ile örneğin adli para cezasına, faaliyetten men cezasına ya da tüzel kişiler hakkında müsadere tedbirinin uygulanmasına dair hükümlere yer vermiştir.

2) SUÇUN MAĞDURU (Bu kavram yeni Ceza Kanununa göre suçun maddi unsuru içerisinde değerlendirilmektedir)

Suçtan zarar gören kişidir. Suçun faili ile mağduru birleşebilir mi?

Örn: Sınavı kazanamadık. Yine kazanamadım diye kendini bir kimse yumrukluyorsa, hâkime gidip ellerimi cezalandır derse beyhude

Ceza Hukukunda. Fail ile mağdur kesinlikle birleşmez. Ama fail ile mağduru birleşmiş gibi göründüğü durumlar başka bir suça vücut verebilir.

Örn: Askere gitmemek için parmağın kesilmesi. Burada mağdur Milli Savunma Bakanlığı.

Not: Aslında bütün suçların pasif mağduru devlettir. Yani bütün suçlar aslında devlete karşı işlenmiştir. Ancak suçun mağduru ile suçtan zarar gören farklıdır. Bu bağlamda devlet suçtan zarar görendir. Yoksa gerçek ve teknik anlamda mağdur değildir. Şu halde suçun mağduru ancak gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler ile devlet suçun mağduru değil, suçun zarar görenidir.

3) SUÇUN HUKUKİ KONUSU: ( Bu kavram yeni Ceza Kanununa göre suçun maddi unsuru içerisinde değerlendirilmektedir) Suçlu tarafından ihlal edilen hukuki varlık veya menfaattir.

4) SUÇUN MADDİ KONUSU: ( Bu kavra yeni Ceza Kanununa göre suçun maddi unsuru içerisinde değerlendirilmektedir) Suçun üzerinden işlendiği vasıta veya şey.

v Her suçun hem maddi konusu, hem de hukuki konusu vardır.

Örn: Hırsızlık suçunun hukuki konusu nedir? Zilyetlik. İhlal edilen hukuki menfaatiniz zilyetliğiniz. Maddi konu ise; Ne çalınmışsa o

5) ÖNŞARTLAR: Suçun işlenilmesinden önce suçun failde bulunması gereken şartlar.

Örn: Bir kimsenin çocuk düşürme suçunun faili olabilmesi için kadın olması ve hamile olması gerekir.

6) CEZALANDIRILABİLME ŞARTLARI: Suçun işlenilmesinden sonra, failin cezalandırılabilmesi için gereken şartlardır. Örn: Dilencilik

7)TİPİKLİK: Suç olduğu iddia edilen hareketin, kanundaki suç kalıbına oturması.

SUÇUN UNSURLARI

1) MADDİ UNSUR

2) MANEVİ UNSUR

MADDİ UNSUR:

Failin yaptığı hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişiklik, yani fiil. Caza H. Açısından fiilsiz suç olmaz.

Fiil

Hareket Netice İlliyet Bağı

Hareket: Failin belli bir hedefe yönelmiş bilinçli ve ceza hukuku açısından önem taşıyan davranışı.

Hareket 2 şekilde gerçekleşebilir;

a) icrai hareket

b) ihmali hareket

İcrai = Bir şey yaparak – birine kurşun sıkmak birinin malını çalmak.

İhmali = İhmal bir hareket midir? Hareketsizlik de ceza hukuku açısında bir harekettir..

aa) Sırf İhmali Suç:

bb) İhmal Suretiyle İcra: Bir kimsenin kanunen yükümlü olduğu halde o işi yapmaması ile suçun meydana gelmesi.

Örn: Biri bayan, biri erkek deniz kenarında eğleniyor. Biri boğulurken, siz yetkiliye haber vermezseniz bu sırf ihmal. Adam ölürse siz sadece ihmalden sorumlusunuz.

Örn: Cankurtaranın sevgilisiyle konuşurken birinin boğulduğunu görmesi, o kimsenin ölümüne kayıtsız kalması – ihmal suretiyle icrai bir davranışta bulunmaktır. Cankurtaran adamın en azından taksirle ölümüne sebebiyet vermekten sorumluğu söz konusudur.

Örn: Annenin emzirmeyerek çocuğunu öldürmesi ihmal suretiyle icra.

Netice: Her hareketin bir neticesi vardır. Neticesiz suç olmaz.

İlliyet / Nedensellik Bağı: Suç teşkil eden hareketle neticeyi birbirine bağlayan hukuki bağ.

Nedensellik bağı yoksa sorumluluk bağı yoktur.

Nedensellik Bağının Kesilmesi:

a) Birinin kendisinin kusuruyla

Bıçaklanan adamın, bilerek, kendi kusuruyla hastaneye gitmemesi, illiyet bağı kesildi. Fail sadece yaralanmadan sorumlu, ölümden değil.

b) 3. Kişini Kusuru ile

örn: Bıçaklanan kişi hastaneye giderken, araba çarptı öldü. Fail sadece yaralanmadan sorumlu ölümden değil.

MANEVİ UNSUR:

Faildeki kusurluluk iradesidir. İradesiz suç olmaz.

KUSUR ÇEŞİTLERİ

Kast ve taksir olarak ikiye ayrılır

1.KAST:

Bir hareketin kasıt olarak değerlendirilmesi için 2 unsuru birlikte taşıması lazım. Bunlar; bilme ve isteme unsurlarıdır.

1.1.KAST ÇEŞİTLERİ

1.1.1. Genel / Özel Kası (Objektif / Sübjektif)

Genel Kasıt: Kanundaki hareketin ve neticenin bilinmesi ve istenmesi yeterli ise genel kast söz konusudur. Bunun yanında suçun oluşabilmesi için özel bir saik’le hareket etmek gerekiyorsa özel kasıt söz konusudur. (YCK’nun suç teorisinde özel kasıt kavramının benimsenmediği belirtilmiştir.)

Örn: Adam öldürme genel kasıt. Hırsızlık suçun oluşması için malı almak yeterli mi? Faydalanmak kastının olması lazım.

1.1.2. Direkt / Doğrudan / Muayyen – Gayri Muayyen/Dolaylı/Muhtemel/ Olası kast

*Eğer kastın hedefi belliyse doğrudan, eğer kastın hedefi belli değilse, dolaylı kasıt söz konusudur.

*Daha açık bir ifade ile fail öngördüğü neticenin gerçekleşmesi açısından “olursa olsun” düşüncesi ile hareket ederek bir suçun gerçekleşmesine sebebiyet vermektedir.

*Belirtilmelidir ki ister doğrudan ister dolaylı kast olsun netice mutlaka istenilmiş olmalıdır.

*Ne var ki dolaylı kasıtta netice doğrudan değil dolaylı olarak istenilmektedir.

Örn: Benim Ahmet’i öldürmek için ateş etmem doğrudan, kafeteryaya bomba koymam gayri muayyen kasta vücut verir.

Not: YCK dolaylı kasıt kavramına ilk kez yer vermiştir.

1.1.3. Ani (Basit) Kasıt / Düşünce-taammüt Kastı (taammüt)

Uzunca düşünmeden, anlık düşünceyle suçun işlenilmesi, ani kasıt; planlayarak suç işlemeye karar verilmesi ise tasarlama kastıdır.

1.1.4. Zarar kastı – Tehlike kastı: Zarar kastı ile işlenilebilen tehlike suçları olabileceği gibi tehlike kastı ile işlenilen zarar suçları da olabilir.

1.1.5.Başlangıç kastı – Sonradan meydana gelen kasıt

KAST – HATA İLİŞKİSİ

Hata : İradenin oluşu sürecinde meydana gelen yanılgılara hata denir.

Sapma: İradenin fiile dönüştüğü sırada, örneğin kurşun sekmesinden v.b yanılgılara sapma denir.

HATA İKİ ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR

A) HUKUKİ HATA

Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. Hukuki hatayı, Ceza Kanunu kabul etmez. Ancak YCK, sakınamayacağı bir hata sebebi ile kanunu bilmediği için meşru sanarak suçu işleyen kişiye ceza verilmeyeceğini düzenlemektedir (TCK. m. 30/4).

B)FİİLİ HATA

*Bazen eylemin kendisi üzerinde olabilir. Örn: İşportacının sattığı eşofmanların gerçek adidas olduğu zannederek satması dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.

* Eylemin konusunda hata olabilir.

* Eğer konu mutlak olarak elverişsiz ise işlenemez suç söz konusu olur.

* Eğer konunun nisbî elverişsizliği söz konusu ise suça teşebbüs gerçekleşmiş olur

* Hata eylem ile sonuç arasıdaki nedensellik bağında olabilir.

* Hata suça hedef olan kişide olabilir.

* Hedefte hata halinde her zaman failin lehine olan durum uygulanır.

* Ancak bu kural ağırlaştırıcı sebebin ateş edilen kişinin sıfatından kaynaklanan haller için geçerlidir.

* Hata hukuka uygunluk sebeplerinde de olabilir. Eğer bu hata esaslı ise fail hatasından istifade eder.

* Bazen hata kusurun türünü de etkileyebilir.

failin işlemek istediği suçta hafifletici sebepler varsa işlediği suçta olmasa dahi varmış gibi istifade eder.

NOT:

YCK hata– sapma ayrımına ilişkin düzenlemelere ayrı ayrı yer vermemiş, bunun yerine sadece hataya ilişkin hükümleri düzenlemekle yetinmiştir.

Ancak bu durum elbette ki sapma müessesesinin artık olmadığı anlamına gelmez.

Çünkü Türk Ceza Kanunun gerekçesinde de ifade edildiği üzere, sapma ile ilgili problemler fikri içtima hükümlerine göre çözülecektir.

Ayrıca ister hata olsun ister sapma olsun, ancak kasıtlı suçlar için geçerlidir.

2.TAKSİR

Düğünde havaya açılan ateşte, yanlışlıkla adam ölmesi. Tedbirsizlik, kayıtsızlık, ihmal, dikkatsizlik nedeniyle suçun işlenilmesine sebep olmak

- iradi bir hareket olacak

- illiyet bağı olacak

- sonuç kanundaki taksir hallerinden birine uyacak

Taksirde irade sadece fiile yönelik, kasıtta hem fiile hem sonuca yöneliktir.

Örn: Trafik kurallarının hepsi taksirli suçtur. Herkes bilerek gaza basar ama sonuç istenilmez.

Örn: Avcıyım, tüfeği çocuk aldı kendini öldürdü – Taksir

Örn: Eczacı, zehirli ilaçları açıkta bıraktı, işçi gelip içti öldü – Taksir

NOT:

*Yeni Ceza Kanununa göre taksir, dikkat ve özenyükümlülüğüne aykırılık dolaysı ile bir suçun işlenilmesine sebebiyet vermektir.

*Taksirle işlenilen suçtan dolayı verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir.

*Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Yani her failin cezası kusuruna göre belirlenir. Yine her failin kusurluluğu diğer kimselerin kusurluluğundan bağımsız olarak değerlendirilir.

CEZA KANUNUNDA NELER TAKSİR OLARAK SAYILMIŞTIR

1) Tedbirsizlik

2) Dikkatsizlik

3) Meslek / Sanatta Acemilik, Tecrübesizlik

4) Nizamat ve Talimatlara Aykırı Hareket

Örn: Doktor makası hastanın karnında unuttu – taksir. Örn: Tıraş yaparken adamı kestin – taksir Örn: Kırmızı ışıkta geçtin, birine çarptın – taksir

Ocak 2003 Değişikliği (Bu değişiklik ile Bilinçli taksirde T.C.K’ ya eklenildi). YCK da da yer almıştır.

Bilinçli Taksir:

Bir kimse özel maharetine güvenerek bir suçun işlenmesine sebep vermesi, yani öngördüğü neticenin gerçekleşmesine kayıtsız kalması halinde bilinçli taksirden söz edilir.

Ancak dolaylı kasıt ile karıştırmamak açısından, ister bilinçsiz taksir olsun ister bilinçli taksir olsun netice kesinlikle istenilmemiş olması gerekir.

KUSUR YETENEĞİ=İSNAD YETENEĞİ

İsnat Yeteneği: Bir fiilin, o fiili işleyen faile yüklenebilmesi için failde bulunması gereken özelliklerin tümü

İSNAT YETENEĞİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1) Yaş

2) Sağırlık ve Dilsizlik

İsnat yeteneği ile irade ile hareket edebilme aynı şey mi? Hayır

Örn: 20 yaşında T. Kudreti var. Uyurgezer mayosuyla kızların bulunduğu bara 3 ‘te giriyor. Suç teşkil etmemesi iradesi ile hareket edememesindendir. Örn: Sara hastası – irade dışı.

v Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında Kabahatler Kanunu kapsamında öngörülen idarî para cezası uygulanamaz.(KK. m.11/1)

3) Akıl Hastalığı

Suçun işlenilmesi sırasındaki ya daha önceki akıl hastalığıdır. 2’e ayrılır.

a) Tam akıl hast: Deli, temyiz K. Yok – cezasızlık sebebidir.

b) Kısmi akıl hast: İradesini ciddi şekilde etkileyen bir akıl hastalığı varsa – ceza indirim sebebi

4) Sarhoşluk:

Cezai sorum. ortadan kaldırması için gayri ihtiyarı olması lazım

Aslında Özgür Hareket: Eğer bir hareket sebebinde özgürse, irade ortadan kalkmış olsa bile sorumluluk tamdır.

Örn: Ahmet’in arabasıyla 40 saatlik yola düğüne gidiyorsunuz. Ahmet arabayı kimseye vermiyor. Kaza oldu. Ahmet hariç herkes öldü. Uyumuş. Tam sorumluluk.

Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişi hakkında Kabahatler Kanunu kapsamında öngörülen idarî para cezası uygulanmaz.(KK. m. 11/2)

Not: Şimdiye kadar anlatılanlar kusur yeteneğini etkileyen temel faktörlerdir. Bunların dışında zaruret hali, cebir, şiddet, tehdit gibi kusurluluğu etkileyen başka faktörler de vardır.

SUÇU YA DA KUSURLULUĞU KALDIRAN SUBJEKTİF SEBEPLER

1) Kaza ya da Tesadüf: Mesleği gereği bilmesi, öğrenmesi mümkün olmayan bir durumda suçun işlenilmesi halinde, suç işleyenin kınanması dahi mümkün olmayacak şekilde suça sebebiyet verilmişse buna kaza denir. Suçun cezasını ortadan kaldırır. Örn: arabasıyla giderken, çocuk önüne atladı ve ona çarptı. Bunun şoförlükle ilgisi yok.

2) Mücbir Sebep: Failin iradesinin doğal güçlerce etki altına alınmasıyla suça sebebiyet verilmesi. Fail hareket ettirilir. Örn: Osman yüksek katlı binaların son katında tamir yaparken aşırı rüzgar onu savurup, atıyor, düşünce Dışişleri Bakanının arabasına çarpıyor. İrade yok. Suçu ortadan kaldırır.

3) Maddi Cebir: İrade bizzat insani güçler tarafından etki altına alınıyor.

4) Hata

5) Sapma

CEZAİ SORUMLULUĞU KALDIRAN YA DA AZALTAN SEBEPLER

(Hukuka Uygunluk Nedenleri)

**Bir nedenin hukuka uygunluk nedeni mi, yoksa kusurluluğu kaldıran bir neden mi, olduğunun tespiti önem taşır. Suç teorisi açısından her iki kavramın anlamı da sonuçları da farklıdır. Şöyle ki; eylem hukuka uygun ise tüm hukuk dalları için hukuka uygundur. Örneğin meşru müdafaa halinde adam öldürme var ise ölenin yakınları sanıktan tazminatta isteyemezler. Oysa kusurluluğu kaldıran haller var ise, sanığın eylemi suç (haksızlık) vasfını korur sadece ceza hukuku açısından ceza verilemez. Örneğin zaruret halinde kaldığı için bir evin kapısını kırıp içine giren ve bu şekilde kendisini kovalayan yırtıcı hayvanların elinden kurtulan kişi eylemi, konut dokunulmazlığını ihlal ve zarar verme suçlarından ceza almaz ancak kırdığı kapının bedelini ödemek zorunda kalır

*Normalde işlenildiğinde suç sayılıp cezalandırılan bir fillin hukuka uygunluk sebeplerinden birinin varlığı halinde cezalandırılmasını önleyen sebeplere hukuka uygunluk sebepleri denir

*Hukuka uygunluk sebepleri ölçülü olmak kaydı ile kişilere koruma sağlar.

*Kötü niyetli bir şekilde kendini hukuka uygunluk sebepleri içine sokan bundan yararlanamaz.

*Hukuka uygunluk sebeplerinin tümünün kanunda yazılı olması gerekmez. Yani hukuka uygunluk sebeplerinde sınırlı sayıda olma ilkesi geçerli değildir.

*Hukuka uygunluk sebepleri objektif bir etkiye sahiptir.

*Hukuka uygunluk sebepleri üçüncü kişi lehine de mümkündür.

*İştirak halinde işlenilen suçlarda, asıl failin hareketi hukuka uygun ise, kural olarak diğer şeriklerin hareketi de hukuka uygundur.

*Türk Ceza Kanununun hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlere ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır (KK. m. 12)

v Cebir şiddet ve korkutma, hata, haksız tahrik; bunlar bir hukuka uygunluk sebebi olmanın ötesinde ceza sorumluluğunu azaltan, bazıları bazen de kaldırabilen nedenlerdir.

CEZA KANUNUNDA SAYILAN HUKUKA UYGUNLUK SEBEPLERİ

1) Kanun emrini icra (görevini yerine getirmesi)

2) Yetkili merciin emrini icra

3) Meşru müdafaa hakkı (savunma)

4) Zaruret hali – ıztırar hali (zorda kalma)

5) Hakkın kullanılması (YCK ile eklenildi)

6)İlginin rızası (YCK ile eklenildi)

1) KANUN EMRİNİ İCRA: Her bir memurun görevinin mutad (olağan) gereklerini yerine getirmesiyle nedeni ile sorumlu olmaması hali.

a) Bir kanun emri olacak

b) Emri yerine getirmekle mükellef memur olacak

c) Memur bu makamı meşru şekilde işgal edecek. Örn: trafik polisinin trafiği düzenlemesi. Örn: Haciz memurunun görevini yapması

2) YETKİLİ MERCİİN EMRİNİ İCRA:

- yetkili merciin emri olacak

- emir bağlayıcı olacak

- emir alan ve veren arasındaki ilişki kamu hukuku ilişkisi olacak.

Emri alan, aldığı emri 2 açıdan incelemek zorunda

a) Şekli ya da biçimsel açıdan

b) Maddi açıdan – içerik açısından

Şekli açıdan: Bana bu emri veren, yetkili mi, emir bağlayıcı mı, emir usulü uygun verilmiş mi?

Maddi açıdan: Aldığı emrin içeriği = Bana ne emrediliyor? Konusu ne? Konusu hukuka aykırı ama suç değil. Hukuka aykırı olan her şey suç değildir. Suç olan her şey mutlaka hukuka aykırıdır.

aa: Emir hukuka aykırı ama suç değilse – görevi yerine getirmeyecek, amirine bildirecek. Eğer amiri yazılı bir şekilde emri yinelerse, emri yerine getirecek. Sorumluluk amirin.

bb: Emir hem hukuka aykırı, hem de suç – memur emri yazılı olarak yinelerse bile emir yerine getirilmeyecek.

Not: Emrin konusunun hukuka aykırılığının denetlenmesinin kanunen engellenildiği hallerde, doğrudan emri veren sorumlu olur.

3) MEŞRU MÜDAFAANIN ŞARTLARI

I) Birine yönelmiş saldırı olacak

II) Saldırı haksız olmalıdır, suç teşkil etmesi gerekemez

III) Saldırıyı o an defetmek zorunda olacaksın

IV) Savunma ve saldırı aynı anda olacak

V) Savunma ve saldırı arasında orantı olmalı

Bize saldıran kişinin cezalandırma yeteneğinin olup olmadığına bakmayız. Çocuk, deli diye düşünmeden karşı saldırıya geçebiliriz

Osman’ın bana 1 milyar borcu var. Ben icraya verip haciz için eve gidiyorum. Osman’da mutlu bir günümde “sen nasıl hacze geldin” diye saldırıya geçebilir ama bu meşru müdafaa olmaz. Hukuki bir durum var.

İsmail dayak yemiş, ertesi gün adamlarını alıp gelmiş. Meşru müdafaa değil.

Orantı = Çocuk taşla saldırırken, sen tabancayla saldıramazsın.

Meşru müdafaaya karşı meşru müdafaa olmaz

Eğer mala karşı yapılan saldırı hürriyeti kısıtlıyorsa meşru müdafaa mümkündür.

*Saldırının nefse ya da ırza yönelik olması gerekmez. Saldırının bir hakka yönelik olması yeterlidir. (CK)

*Meşru savunmada sınır heyecan, panik, korku sebebi ile aşılmış ise sınırı aşan kişiye yine de ceza verilmez.(CK)

*Ancak bütün hukuka uygunluk sebeplerinde sınır şayet kasıtlı olarak aşılmış ise aşılan kısmın kasıtlı halinden sorumlu olmak söz konusudur.

*Eğer hukuka uygunluk sebeplerinde sınır taksirli olarak aşılmış ise ve aşılan kısmın taksirli haline de kanunda yer verilmiş ise aşılan kısmın sadece taksirli halinden sorumluluk söz konusu olur. Taksirle aşılan kısımdan dolayı da ceza indirilerek verilir.

Not:YCK mala karşı meşru müdafaa olabileceğini açıkça kabul etmiştir.

4) ZARURET HALİ:

-Ağır ve muhakkak bir tehlike olacak.

- Tehlike nefse veya ırza yönelik olacak ( artık saldırının bir hakka yönelik olması da zaruret halinin uygulanılması için yeterlidir. CK)

- Tehlikeye bilerek sebebiyet verilmemiş olacak

- başka türlü korunma imkânın olmayacak

- orantılık

- tehlikeye göğüs germe yükümlülüğü olmayacak. (TCK da yok. İCK’da var)

Örn: Gemi battı, tahta sadece bir kişiyi tutabilir. Hukuk birini suya atar. Burada ağır bir tehlike var.

Örn: Köpekten kaçarken, birinin evine girilmesi suç değil.

Not: Bu kanunun çeşitli suç tanımları ile bağlantılı olarak da ayrıca zorunluluk hali hükümlerine yer verilmiştir ve o hükümlerde zorunluluk hali ceza sorumluluğunu büsbütün ortadan kaldıran bir neden olarak değil yerine göre ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmiştir. Genel hükümlerde ise sadece ceza sorumluluğunu bir bütün olarak ortadan kaldıran neden şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan zorunluluk hali yeni ceza kanunu sisteminde bazı hallerde kusurluluğu azaltan neden bazı hallerde ise kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmiştir.

Meşru Müdafaa / Zaruret Hali Farkları

MM – Saldırana karşı savunma yapılır

ZH – Olayla hiç alakası olmayan 3. kişiye zarar verilir

MM – Haksız saldır olacak

ZH – Tehlike olacak

MM – Suç yoktur, tazminat da yok

ZH – Suç yok, tazminat var

5) HAKKIN KULLANILMASI

6) İLGİLİNİN RIZASI

Diğer Hukuka Uygunluk Nedenleri

*Devletin müsaade ettiği sportif faaliyetler

*Piyango faaliyetleri

*Yasama sorumsuzluğu

*Eleştirme hakkı

*Haber verme hakkı

*Dilekçe hakkı

SUÇUN CEZASINI AZALTAN İKİ GENEL SEBEP

1.TAHRİK

Bir kimsenin gördüğü bir olayın kendisinde yarattığı gazap, şiddet ya da elemin etkisi ile iradesinin zaafa uğraması sonucu suç işlemesi hali.

YCK ağır haksız tahrik basit haksız tahrik ayrımını terk etmiştir. Sadece haksız tahrik olarak düzenleme yapmakla yetinmiştir.

Suçun mağduruna yönelik bir hareketin kendisini tahrik ettiği sebebi ile suç işlediğini iddia eden haksız tahrik sebebi ile indirimden istifade edemez.

Hasız tahrik ancak haksız fiiller sonucu olabilir. Haksız tahrike karşı haksız tahrik olmaz.

Haksız tahrik ile meşru savunma aynı olayda söz konusu olamaz. Haksız tahrik ile taammüt kastının bir arada bulunması mümkündür.

Çünkü meşru müdafaa suçu ortadan kaldırdığı için indirim sebebi olan haksız tahrikin dikkate alınması mümkün değildir.

Tahrik ne kadar ağır olursa olsun, cezayı ya da sorumluluğu ortadan kaldıran bir sebep olmayıp sadece cezada indirimi gerektiren kanuni bir sebeptir.

Takdiri Hafifletici Nedenler: “Hâkim suçun işlenişini suçlunun kişiliğini, karakterini göz önüne alarak ayrıca cezayı indirebilir”. Adam geçmişte hiç suç işlememiş. Verilecek cezayı suçlunun kişiliğine uydurmak amacı güdülür.

v Hâkim Cezayı tayin ederken takdiri hafifletici sebepleri en son dikkate alır.

KUSURSUZ-OBJEKTİF SORUMLULUK HALLERİ

ŞARTLARI

1) iradi bir hareket olacak

2) nedensellik bağı olacak

3) hareket ile netice kanundaki objektif sorumluluk hallerine uyacak.

OBJEKTİF SORUMLULUK HALLERİ

1) Neticesi sebebiyle ağırlaşan suçlar

2) Basın-yayın yoluyla işlenen suçlar

KASTI AŞAN ADAM ÖLDÜRME: Bir kimse müessir fiil (yaralama) kastıyla hareket ediyor, ama bu hareketin sonucunda adam ölüyor. Bir yumrukla yaralamak isterken, adam düşüp kafasını çarpıyor, adam ölüyor. Burada bir objektif sorumluk hali var

v YCK Kastı aşan suç kavramını terk etmiş bunun yerine neticesi sebebi ile ağırlaşan suç kavramını öne çıkarmıştır. Bunun içinde bir kimsenin istemediği netice açısından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir.

v Müşterek Sebepli Adam Öldürme: Bu durum bir objektif sorumluluk hali değildir. Bu halde kişi, başka birini öldürmek kastı ile hareket eder. Ancak sizin hareketinizden önce mağdurda mevcut olan ama sizin bilmediğiniz bir sebeple sizin hareketinizin birleşmesi neticesinde ölümün gerçekleşmesi

1) NETİCESİ SEBEBİ İLE AĞIRLAŞAN SUÇ

İftira suçtur. İftira ettiğiniz kişi aynı zamanda tutuklanıyor. Siz hem iftiradan, hem o kişinin tutuklanmasından sorumlusunuz. Örn: Limanın ışıklarını kırarsan, çarpan geminin zararından da sorumlusun.

v Yeni Ceza Kanunu neticesi sebebi ile ağırlaşan suç kavramına daha bir ağırlık vermiştir.

v Ancak bunun sebebi kusursuz suç ve ceza olmaz kuralını gerçekleştirmektir. Zaten kastı aşan suç kalıbına yer verilmeyişinin sebebi de kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesinin bir gereği idi.

v Şu halde bir kimsenin kastetmediği neticeden, neticesi sebebi ile alakalı suç kapsamında sorumlu tutulabilmesi için kastetmediği neticeye yönelik olarak en azından kusurlu sorumluluğunu gerektiren bir hal olması gerekir.

v Ayrıca kastedilmeyen neticenin gerçekleşmesine sebebiyet veren eylemin adam yaralamanın basit haline vücut veren bir yaralama olması gerekir. Aksi halde meydan gelen suçun taksirli halinde sorumluluk söz konusu olur.

2) BASIN-YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLAR:

Basın suçu ile basın yayın yolu ile işlenen suç ifadelerini karıştırmamak gerekir.

Basın suçu sadece basın – yayın araçları ile işlenilebilen bir suçtur. Örneğin görülmekte olan bir dava ile alakalı yargıyı etkilemek üzere yayın yapmak.

Ancak basın yayın yolu ile işlene suç herkes tarafından da işlenilebilen, basın yayın yolu ile işlenildiğinde ise daha çok cezayı gerektiren suçları ifade eder. Örneğin hakaret.

TEŞEBBÜS

Suç yolu: düşünce, Hazırlık hareketler, icra hareketleri, tamamlanma, son bulma aşamalarından oluşur.

Düşünce (dışarıya vurulmadığı sürece suç değil), hazırlık (amaç belli değil, suç değil) icra, tamamlanma, son bulma.

Teşebbüsü tamamlanmış suçtan, tamamlanma anı ile ayrılır. Son bulma anı değil. Örneğin, birini öldürmek için tetiğe bastın, isabet etti ama adam ölmedi – suç tamamlandı. İsabet etti ve adam öldü. Artık asıl suç gerçekleşmiştir.

TEŞEBBÜS İKİYE AYRILMAKTA İDİ

Eksik Teşebbüs: Tam teşebbüse göre ceza daha azdır.

Tam Teşebbüs: cezası tamamlanmış suça göre azdır.

Eksik Teşebbüs: Bir kimse suçun icrası için harekete başlıyor ama elinde olmayan sebeplerle icra hareketlerini tamamlayamıyor

Tam Teşebbüs: Bir kimse suçun icrası için tüm hareketleri tamamlıyor ama sonuç meydana gelmiyor

Eksik Teşebbüs ÖRNEĞİN; eve hırsız girdi ama polis yakaladı. Soygunu tamamlayamadı. İki suçtan ceza alır 1) meskene tecavüz 2) eksik teşebbüs

Tam Teşebbüs: ÖRNEĞİN Saygun’a ateş ettim. İsabet etti ama ölmedi. Bu tam teşebbüs. Ölürse adam öldürmeden bahsederiz teşebbüsten değil. Bu bir tamamlanmış suçtur.

GÖNÜLLÜ VAZGEÇME

***Vazgeçme, gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlık olarak ikiye ayrılır. Gönüllü vazgeçme suç tamamlanıncaya kadar ki vazgeçmeyi ifade eder. Etkin pişmanlık ise, suç tamamlandıktan sonraki vazgeçmedir. Etkin pişmanlık hali özel hükümler kısmında düzenlenmiştir. Etkin pişmanlık suç tamamlandıktan sonra belli suçlarda cezayı kaldıran, belli suçlarda indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep olarak kabul edilmiştir.

***Gönüllü vazgeçme, failin istek ve iradesi ile gerçekleşmelidir. Yeni bir risk doğduğu haldeki vazgeçme gönüllü vazgeçme olarak değerlendirilemeyecektir. Buradaki amaç, failin hukuki zemine iradesi ile dönmesini ödüllendirmedir.

Genel olarak suçun icrası tamamlanıncaya, neticenin ayrıca bir unsur oluşturduğu suçlarda ise netice gerçekleşinceye kadar gönüllü vazgeçme mümkündür.

Örn: Saygun sevmediği kız arkadaşının yüzme bilmediğini bilerek, onu denize atıyor. Ama son anda kurtarıyor.

Örn: İsmail maliye bakanlığında çaycı. Eski kız arkadaşı uzman. Zehirli çay veriyor ama sonradan kurtarmaya çalışıyor.

İşlenemez suç (objektif konularla ilgili):

a) Eğer suç işlenmesinde vasıtalar elverişsizse. Örn: silahın iğnesi kırık, teşebbüs yok

b) Maddi konusu yoksa:

c) Vasıta imkansız ise

Mefruz suç: Bir kimsenin suç olmayan bir şeyi suç zannetmesi.

Manevi Unsur: Kast

v Taksirli suçlara teşebbüs olmaz ve Kabahatlere teşebbüs olmaz. **Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs suçuna da teşebbüs olmaz. **Adil Yargılanmayı etkilemeye teşebbüs suçuna da teşebbüs olmaz. Çünkü bu suçların teşebbüs hali zaten bağımsız bir suç olarak kanunda tanımlanmıştır.

v YCK ‘nın cürüm kabahat ayrımı terk ettiğine dikkat edilmelidir

Cürümlere teşebbüs olur

Şekli suçlara tam teşebbüs mümkün mü? (hareketle netice birbirine bitişikse hakaret) Hayır.

Maddi suçlara olur.

Not:

v YCK eksik teşebbüs tam teşebbüs ayrımını terk etmiştir.

v Eksik teşebbüs tam teşebbüs kaldırıldığı için etkin pişmanlık (ihtiyari ile vazgeçme) teşebbüsün her aşamasında artık mümkündür.

v YCK’na göre teşebbüste ceza verilirken meydana gelen zarar ile tehlikeliliğin ağırlığı dikkate alınmaktadır. Teşebbüs cezai sorumluluğun alanını genişleten bir müessesedir.

v Kabahate teşebbüs kural olarak cezalandırılmaz (KK. m.13)

İŞTİRAK

*İştirakten söz edebilmek için suça iştirak iradesi olmalıdır. Çünkü iradesiz suç olmaz.

*Yani iştirakten söz edebilmek iştirakçilerin kural olarak daha öncesinde suç işlemeye dair bir anlaşma yapmış olmaları gerekmez.

*Belirtilmelidir ki aynı suçun gerçekleşmesine sebebiyet veren tesadüfî birleşmelerde de iştirakten söz edemeyiz.

*Bir suçun işlenilmesi için bulunması gereken zorunlu filler açısından da iştirakten söz edilemez. Yani zorunlu iştirak teknik anlamı ile iştirak değildir.

*İştirakten söz edebilmek için iştirakçilerin suç işlemeye yönelik olumlu katkılarının olması gerekir.

*Ancak olumsuz bir durum tek başına bir suça iştirak olarak değerlendirilemez. Ne var ki olumsuz bir hareket iştirak için yeterlidir.

*İştirak için iştirak sayılan fiil ile gerçekleşen netice arasında illiyet bağ da olmalıdır.

*İştirakten söz edebilmek için tipiklik unsuru da gerçekleşmelidir. Yani meydana gelen netice kanunda belirtilmiş iştirak kalıplarından birine oturmalıdır.

*Eğer asıl failin hareketi hukuka uygun ise iştirakçinin hareketi de hukuka uygundur. Yani bu halde de teknik anlamı ile iştirak yoktur.

*Eğer bir kimse ceza ehliyeti olmayan bir çocuğu ya da bir akıl hastasını ya da bir hayvanı ya da gerçekte olmadığı halde sanki varmış gibi bir hukuka uyguluk sebebinin varlığından söz ederek başkalarını suç işlemek halinde de iştirakten söz edilemez. Yani bu hallerin tümünde kullanıcı konumundaki kişi gerçekte sorumlu olur.

*CK asli feri iştirak ayrımından vazgeçmiştir. Bu anlamda iştirakte faillerin cezai sorumluluğu tespit edilirken, gerçekleştirilen fiil üzerindeki hâkimiyet asıl ölçüt olarak göz önünde bulundurulacaktır.

*Ayrıca belirtilmelidir ki, CK’na göre taksirli suçlara iştirak olmaz. İştirak de cezai sorumluluğun alanını genişleten bir müessesedir.

*Ayrıca Yeni Ceza Kanunumuz zorunlu feri iştirake ilişkin bir düzenlemeye de yer vermemiştir.

*Suça iştirak etmiş sayılmak için, suçun icrasından evvel olsun ya da suçun icrası sırasında olsun, asıl failin katkıda bulunanın hareketinden haberdar olması gerekmez. Ancak böyle bir durumda, suçun işlenilmesine katkı sağlayan müşterek fail olarak değil, yardım eden olarak suça iştirak etmiş sayılır.

*Suça iştirakten söz edebilmek için, kasten ve hukuka aykırı olarak işlenmiş bir fiilin bulunması gerekir. Yine iştirakte, suça iştirak eden herkes sair iştirakçilerin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiili dikkate alınarak suça iştirak kapsamın da sorumlu tutulur ve buna göre cezalandırılır. (TCK son paragrafta açıklanan durumu “bağlılık kuralı” olarak düzenlemiştir m. 40)

*Mahsus suçlara ancak mahsus suçu işleyebilecek vasıflara sahip kişiler müşterek fail olarak katılabilir. Bu vasıfları taşımayanlar özgü suçun işlenilmesine katkıda bulunmuşlarsa ya azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu olurlar TCK. m. 40/2.

*Bir suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için söz konusu suçun en azından teşebbüs derecesinde bir suç olması gerekir TCK. m. 40/3.

*İştirak halinde işlenilen suçlarda, “gönüllü vazgeçme”mümkündür. Ancak gönüllü vazgeçme halinde sadece gönüllü vazgeçen sorumluluktan kurtulabilir. Ne var ki gönüllü olarak vazgeçilen kısma kadarki fiillerin başka bir suça vücut vermesi halinde elbette ki gönüllü olarak vazgeçen için sorumluluk söz konusu olacaktır.

Kabahatlere de iştirak mümkündür (KK. m.14).

DİKKAT

5237 Sayılı Ceza Kanunu 765 Sayılı Yasa’dan ayrılarak bu yasadaki 463.madde (Faili belli olmayan adam öldürme) hükmünü kaldırmıştır. Bu bağlamda 10 kişi bir kimseyi öldürmek için ateş etmiş fakat mağdura tek bir kurşun isabet ederek mağdur ölmüştür. Bu örnekte iştirak kapsamında müşterek fail olarak herkes adam öldürmeden sorumlu tutulacaktır.

İŞTİRAK TÜRLERİ

1) fiili irtikap edenler 1) İş ve vasıta sağlamak. Bir kişinin vasıta sağlama sayılması için asıl failin hareketten önce olması lazım.

2) fiili doğrudan doğruya beraber işleyenler

b) Müzaharet ve muavenette bulunmak.

Feri Manevi İştirak:

a) Teşvik = suç işlemeye teşvik

b) Takviye = suçu işleme kararını takviye

c) Talimat vermek

d) Vaad = muzaharet ve muavenette bulunma vaadi.

İŞTİRAKTE SIRAYET (ETKİ)

(Ağırlaştırıcı/hafifletici nedenlerden dolayı etki)

a) Şahsa bağlı hafifletici nedenler. Diğer ortaklara sirayet etmez

b) Şahsa bağlı ağırlaştırıcı nedenler. İştirakten önce ve iştirak anında bilinmek kaydı ile sirayet eder.

c) Fiile bağlı hafifletici nedenler. Bilinsin bilinmesin iştirakçiler yararlanır.

d) Fiile bağlı ağırlaştırıcı nedenler. Fiilin işlenildiği sırada bilinmek kaydı ile sirayet eder.

YCK’na göre iştirak üçe ayrılmaktadır.

Bunlar:

1.Faillik (müşterek Faillik)

2.Azmettiren ve (Azmettirmeden sorumlu tutabilmek için en azından icrai hareketlere başlanılmış olması gereklidir.

3.Yardım eden olarak düzenlenmiştir.

MÜTESELSİL SUÇ(ZİNCİRLEME SUÇ)

- Aynı suçu işlemek amacıyla hareket etmek gerekir.

- Kanunun aynı hükmünü ihlal etmek gerekir

- Birden fazla hareket ile ihlal etmek gerekir

- İhlaller arasında makul zaman aralığı olacak. (makul)

- Sonuçta tek suç vardır, fakat ceza ağırlaştırılır

Örn: Çırak, ustanın kasasından 20 gün boyunca, her gün para alması

Bu tek (müteselsil) suçtur. Ama failin cezası ağırlaştırılır. Biri her gün gazetede sizi negatif yazıy

*Kanunun aynı hükmünü ihlal etmiş olmaktan kasıt, aynı maddesini ihlal etmiş olmak anlamına gelmez.

*Aynı mağdur üzerinde ancak bir kez icra edebilecek suçlarda teselsüliyet olmaz.

*Suç işleme kararı aynı olsa da eğer failler farklı ise müteselsil suç hükümleri uygulanmaz;

*Ancak eğer bir fil ile birden fazla kişiye karşı aynı suç işlenilmiş ise zincirleme suç hükümleri uygulanır. (CK’nın yeniliği). Aslında bu hal tipik bir zincirleme suç değildir Fikri içtimaın ikinci fıkrası olarak düzenlenmesi daha uygun olabilirdi.

*Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve yağma suçlarında müteselsil suç hükümleri uygulanmaz. Ancak 30.06.2005 değişikliği ile cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı suçları bu kapsamdaki suçlar arasından çıkarılmıştır. Yani artık cinsel saldır suçu ile çocukların cinsel istismarı suçları diğer şartların da varlığı halinde müteselsil suçun gerçekleşmesine vücut verebilecektir.

*Aynı suça vücut veren hareketlerdeki çokluk müteselsil suçun gerçekleştiği anlamına gelmez.

*Taksirli suçlarda teselsül olmaz.

*Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da Müteselsil suç hükümleri uygulanır.

* Kabahatler açısından müteselsil hükümleri geçerli değildir. Yani her bir fiil ayrı ayrı cezalandırılır. (KK. m.1)

ÖNEMLİ BİR NOKTADA ZİNCİRLEME SUÇLARININ BİR KISMI TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALSA DA YİNE ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANABİLECEĞİNİN UNUTULMAMASI.

İÇTİMA

Suçların içtimaının istisnaları

a-Bileşik Suç (madde 42)

b-Zincirleme suç (madde 43-fıkra l, 3)

c-fikri içtima (madde 43, fıkra 2-3, 44)

FİKRİ İÇTİMA

- Tek kasıt

- Tek fiil

- Kanunun birden fazla hükmü ihlal edilecek ( birden fazla suçun işlenilmesi YCK)

- Tek sonuç meydana gelecek

- İhlallerden en ağırının cezası verilir.

Örn: bir babanın 15 yaşından küçük kızının ırzına geçmesi. Ya da bir kimseyi yaralamak için atılan yumruğun aynı zamanda o kişinin gözündeki gözlüğü de kırmış olması

*Kabahatler açısından da fikri içtima hükümleri geçerlidir (KK. m.15)

*Bir kimse bir fiil ile hem kabahat, hem de suç işlemiş ise yine fikri içtima hükümleri kapsamında sadece suçtan cezalandırılır **Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır (KK. m.15/3).

İtiyadi Suçlu: Bir suçun kasıtlı halini bir yıl içerisinde ve farklı zamanlarda farklı kasıtlarla birden fazla işleyen kişi.

Mevsuf Suç: Kendisinde ağırlaştırıcı neden bulunan suçlardır. Babayı öldürme, Devlet memurunu öldürme gibi

Mahsus Suç: Belirli özelliklere, sahip olanlar ancak suçu işleyebiliyorlarsa. Örn: zimmet

Mesafe Suçu: Hareket bir yerde, sonuç başka yerde gerçekleşiyorsa. gönderme

Mesafeli suç: Suç sayılan fili ile netice yine farklı yerlerde gerçekleşmektedir. Ancak burada hareket ile netice arasında zaman aralığı vardır.

Muhtelit (karma) Suç: Kanunun suç tanımında yer alan eylem zorunlu olarak başka (daha basit bir eylemi) bir eylemi de içeriyorsa.

Müterakki = (Geçitli Suç): Kanunun suç tanımında yer alan daha ağır eylemi işlemek için, daha hafif eylemden geçmek mecbur ise bölünmesi mümkün. Adam öldürme = yaralamayı da içine alır. Yaralamada kalmışsa yaralamadan ceza verilir. Daha hafif cezayı alır.

Mürekkep Suç (Bileşik Suç): Bir suç diğer suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni ise. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.

Mütemadi Suç: Belli bir süre devam etmek gerekiyorsa. Hürriyeti tehdit (kısıtlama)

Bağlantılı Suç: Bir suç işlemek için başka bir suç işlemek veya işlenilmiş bir suçu gizlemek için başka bir suç işlemek ya da işlenilen suçtan hâsıl olan delilleri gizlemek için, yakalanmamak için başka bir suç işlemek halleri birbirinin unsuru değilse bağlantılı suç söz konusudur.

TEKERRÜR

Suçun cezasını ağırlaştıran TEK genel sebeptir. (artık değil YCK)

TEKERRÜRÜN ŞARTLARI

*İlk suçun cezasının çekilmiş olması (asıl ceza) ya da yasal bir sebepten düşmüş olması lazım;

Artık ilk suçun Cezasının çekilmiş olmasına gerek yoktur. ilk suçun cezasının kesinleşmiş olması yeterlidir. (YCK)

Asıl ceza çekilecek ya da özel af veya zaman aşımından düşecek (genel afta tekerrür olmaz, tüm neticeleriyle suç ortadan kalkar)

*Belli bir sürede ikinci bir suçun işlenmesi:

Yani ilk suçun cezasının çekilmesinden itibaren 5 yıldan fazla hapis cezaları için 5 yıl içinde; 5 yıl ve daha az hapis cezalarında ya da **adli para cezalarında ise 3 yıl içinde yeni bir suç işlenilmesi halinde tekerrür hükümleri uygulanabilecektir. (CK).

Dikkat edilirse tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için mahkûm olunan cezanın infaz edilmiş olması gerekmemekle beraber, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için söz konusu olan 3 ve 5 yıllık süreler, cezanın infazından sonra işlemeye başlayacaktır.

DİKKAT

YENİ CEZA KANUNUNA GÖRE, ŞU HALLERDE TEKERRÜR HÜKÜMLERİ UYGULANMAYACAKTIR

a) İnfaz süresinin üzerinden beş yıl veya üç yıllık süreler geçmiş ise,

b) İlk suç kasıtlı ikinci suç taksirli bir suç ise,

c) İlk suç taksirli ikinci suç kasıtlı bir suç ise,

d) Tekerrüre esas alınacak suç sırf askeri bir suç ise,

e) Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıca madde imal ve ticareti, para ve kıymetli damgalarda sahtecilik suçları hariç olmak üzere yabancı ülkelerde verilen hükümler,

f) Tekerrüre esas alınacak suçu işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış kişiler hakkında verilen cezalar, tekerrüre esas olmazlar.

g) Genel af

h)Disiplin hapsine dair mahkûmiyet hükümleri tekerrüre esas olmaz (CMK. m. 2/3-h)

TEKERRÜRÜN ÇEŞİTLERİ

1) Genel (Mutlak) / Özel (Mukayyet) Tekerrür: Tekerrür Hükümlerin uygulaması için işlenen suçların cinsinin aynı olması gerekmiyorsa mutlak tekerrür; gerekiyorsa özel tekerrür (mukayyet). Bizde kural olarak mutlak tekerrür geçerli.

2) Tekerrürün Tekerrürü: İşlenilen suçların cinsleri aynı olacak.( Yeni Ceza Kanunu tekerrürün tekerrürüne yer vermemiştir)

3) Gerçek / Mefruz Tekerrür Ayrımı: Tekerrür uygulaması için kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü ya da çekilmiş olması gereken bir ceza söz konusu ise gerçek, gerekmiyorsa mefruz.

4) Süreli / Süresiz Tekerrür Ayrımı: Tekerrür hükümleri cezanın çekilmesinden belli bir süre geçmesi dahilinde söz konusu ise süreli, her zaman söz konusu ise süresiz. Bizde süreli tekerrür benimsenmiş.

5) Milli / Milletler Arası Tekerrür: Eğer tekerrür hükümleri uyg. İse ülke mah. Kararları dikkate alınıyorsa milli; ülke dışı mah. Kararları da dikkate alınıyorsa milletler arası tekerrür söz konusudur. Bizde tekerrür benimsenmiştir.

*Ancak; *kasten öldürme, *kasten yaralama, *yağma, *dolandırıcılık, *uyuşturucu madde ile alakalı suçlar *parada ve kıymetli damgalarda sahtecilik suçlarında Milletlerarası tekerrür esas alınır (CK)

NOT

YCK Tekerrürü cezayı ağırlaştıran sebep olmaktan çıkarmıştır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için çekilmesi şart olan bir cezaya gerek yoktur.

Bir kimsenin 18 yaşından evvel işlediği suçlar ile 18 yaşından sonraki yaşlarda işlediği suçlar tekerrürde bir birlerine esas olamaz.

Tekerrür cezayı ağırlaştıran bir sebep olmaktan çıkarılıp bir infaz rejmi haline getirildiği için, bir kimsenin işlediği ikinci suç için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırımlar olarak öngörülmüş ise hâkim adli para cezasını tercih edemeyecektir.

Tekerrür hükümleri *itiyadi suçlu, *suçu meslek edinen ve *örgüt mensubu kişiler için de tatbik edilir.

MÜKERRİR OLMANIN SONUÇLARI

a) Verilen cezada bir artış yapılmaz,

b) Suça konu ceza, hapis cezası ve adli para cezası olarak seçimlik şekilde öngörülmüş ise hapis cezası uygulanır,

c) Hükümlü hakkında mükerrerlere özgü infaz rejimi uygulanır,

d) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik hükümleri uygulanır.

Mükerrir hakkında tüm bu düzenlemelerin uygulanabilmesi için, kararı veren mahkemece sanığın bu durumu tespit edilir ve kararda sanık hakkında mükerrerlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir (m.58/7).

TECİL (ERTELEME)

*Hükümlüyle belli süre tanınarak bu süre içerisinde suç işlemezse hiç işlememiş sayılması hali. İşlerse hem eski hem yeni suçun cezasının verilmesi. (Eski CK’ya göre)

*Ancak YCK açısından tecil koşullu af olmaktan çıkarılmıştır. Yani deneme süresi içerisinde suç işlenilmemiş olması halinde hiç suç işlememiş sayılmama diye bir şey söz konusu olmayacak, anacak deneme süresi içerisinde cezası ertelenen kimse, şayet hâkimin kendisine yüklediği yükümlülüklere uymamakta ısrar etmemiş ise ya da kasıtlı bir suç işlememiş ise bu durum, sadece ertelenen cezanın infaz edilmiş olması sonucunu doğuracaktır.

*Yani YCK açısından tecil süresinde suç işlenilmemiş olunması halinde cezası ertelenen kişinin cezası sadece infaz edilmiş sayılacaktır. Bunun dışında mahkûmiyetin diğer sonuçlarının geçerliliği devam edecektir.

ERTELEMENİN ŞARTLARI:

1) Bir kimsenin ertelemeden faydalanabilmesi için daha önce adliye mahkemelerince para cezasından başkasına çarptırılmamış olması gerekir. (Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı süresi üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olmamış olanlar Yeni Ceza Kanuna göre tecilden yararlanabilecektir). Yeni düzenlemede bu cezanın infaz edilmiş olması şartı yoktur. Kişinin böyle bir cezayı alması yeterlidir. Yeni düzenlemede erteleme bir infaz rejimi olarak kabul edildiğinden kişinin aldığı önceki ceza ertelenmiş olsa bile üç aydan fazla süreli ise ikinci cezanın ertelenmesine engel teşkil edecektir. Peki daha önceki ceza para cezasına çevrilmişse! Bu engel değil. Bunlarda tecilden yararlanır.

2)Hükümlünün yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolaysı ile suç işlemeyeceği konusunda mahkemeyi olumlu bir şekilde etkilemeli.

Erteleme kural olarak bölünemez

Biri 8 ay hürriyeti bağlayıcı cezaya çarptırılırsa, 4’ünü erteledik 4’ü almaz denemez hepsi ertelenir.

Diğer mahkûmiyetlerin ertelenmemesi ne anlamı gelir.

Örn: 5 yıldan fazla hürr. bağ . ceza aldıysa, memur olunamaz. Ek cezalar ertelenedebilir, ertelenemeyedebilir.

Erteleme kişisel cezaların ödenmesi şartına bağlanabilir mi? Evet.

Erteleme emniyet tedbirlerinde olamaz.

Örn: Akıl hastalığı dolayısıyla tedavi gördürülmesi, ufak yaşta olduğu için ıslah evine gönderilmesi.

ERTELENMESİ MÜMKÜN OLMAYAN CEZALAR

- Devletin Alacağı Tazminat, para cezaları

– Emniyet tedbirleri ertelenemez

- Bulundurulması yasak olan şeylerin müsaderesine ilişkin karar ertelemez. Eroin, kaçak silah ertelenemez.

- Yargılama giderlerinin tahsili de ertelenilemez

ERTELEMENİN SONUÇLARI

Eğer bir kimse bir kabahatten hüküm giymişse, o tarihten itibaren 1 yıl içinde yeni bir cürüm işlerse, erteleme düşer. İşlemezse hiç suç işlememiş sayılır.(Eski CK’ya göre)

Cürümlerden dolayı hükümden sonra 5 yıl içinde yeni bir suç işlerse erteleme düşer. İşlemezse hiç suç işlememiş sayılır.(Eski CK’ya göre)

Not: Bu süreler YCK’da 1-3 şeklinde düzenlenilmiştir

Yeni Ceza kanuna göre sadece hapis cezaları ertelenebilir. Adli para cezaları (Gerek hapis cezasıyla birlikte ve gerek yalnız olarak adlî para cezasına mahkûmiyet durumunda, adlî para cezasının ertelenmesi mümkün değildir) ve emniyet tedbirleri ve disiplin hapsine ilişkin mahkûmiyet hükümleri (CMK. m.2/3-h) ertelenemez.

Yeni Ceza kanuna göre süresi iki yıla kadar olan hapis cezalarının ertelenilmesi mümkündür.

Ancak taksirli suçlarda süre ne kadar fazla olursa olsun erteleme mümkündür. Yalnız bu son ifade bilinçli taksiri kapsamaz.

YCK’na göre daha önce sadece kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olmak tecilden istifade etmeye engeldir.

YCK’na göre daha önce taksir sonucu işlenilen bir filden dolayı hüküm giymiş olmak tecilden istifade edebilmeye engel değildir. Bilinçli ya da bilinçsiz taksir arasında bu anlamda fark yoktur.

YCK’na göre tecil koşullu af olmaktan çıkarılmıştır. Yani eskiden olduğu gibi tecil süresi içerisinde suç işlenilmemiş olması halinde hiç suç işlememiş sayılmak artık söz konusu değildir.

Buna göre tecil sonucu sadece infaz edilmiş sayılan ceza diğer şartlar da varsa tekerrürde dikkate alınabileceği gibi yeniden ertelemeden istifade etmede de engel olabilecektir.

YCK’na göre deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenilmemiş olması veya hâkimin uyarılarına rağmen hâkimin tecilden istifade edene yüklediği yükümlülüklere aykırı hareket etmemekte ısrar edilmemiş olunması halinde, sadece ceza infaz edilmiş sayılacaktır.

Yani tecil edilen ceza tekerrür hükümleri bağlamında dikkate alınabileceği gibi, yeniden suç işlenilmesi halinde tekrar tecilden istifade etmekte de engel olabilecektir.

ADLİ TEVBİH (YARGISAL KINAMA)

Hâkim, suç işleyen kimseye ceza vermeksizin onu duruşmada uyararak, kınayarak salıvermesi

- İşlenen suçun cezası 3 ay hapsi geçmemelidir.

- Olayda takdir-i hafifletici nedenler bulunması

- Daha önce herhangi bir cürümden veya 3 aydan fazla hafif hapsi gerektiren bir kabahatten hüküm giymemiş olması

-Çağrıldığında mahkemeye gelip, adli tevbih iradesini de saygıyla karşılamalıdır.

v YCK’da bu müesseseye yer verilmemiştir.

ŞARTLI SALIVERME

Cezasını çekmekte olan hükümlüyü ceza süresi dolmadan serbest bırakmak

ŞARTLARI

1) Hükümlü mahkûm olduğu cezanın belli bir kısmını çekmiş olmalı

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar cezalarının 30 yılını

Müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar cezalarının 24 yılını

Süreli hapis cezalarından biri ile mahkûm olanlar ise cezalarının 2/3’ünü infaz kurumlarında geçirmiş olmaları gerekir.

2) Hükümlünün iyi hal göstermesi

Kim karar verir (Şartlı salıvermeye) . Hükmü hangi mahkeme vermiş ise.

DİKKAT!

Not:

Devletin güvenliğine, ya da anayasal düzene veya milli savunmaya karşı suç işlemiş olması sebebi ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılanlar hakkında şartlı salıverme hükümleri uygulanmaz (CGTİHK. m. 107/16)

Suçlu için tekerrürün tekerrürü hali söz konusu ise şartlı salıverme hükümleri uygulanmaz(CGTİHK. m. 108/3)

Cezaları kolaylaştırılmış hapse çevrilenler için Şartlı salıverme hükümleri tatbik edilmez. Yani cezaları özel infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilenler hakkında da şartlı salıverme hükümleri uygulanmaz(CGTİHK. m. 110/5)

Haklarında dönüşüm uygulanılanlar için, yani örneğin hapis cezası para cezasına çevrilenler için de şartlı salıverme hükümleri uygulanmaz(CGTİHK. m.106/9)

TMK kapsamındaki suçlarda tekerrür hali söz konusu ise şartlı salıverme hükümleri tatbik edilememekteydi. Ancak artık böyle bir kısıtlama söz konusu değildir.

Mahkûm olduğu adli para cezasını ödemediği için adli para cezası hapis cezasına çevrilenler de şartlı salıverilme hükümlerinden istifade edemez.

Disiplin hapsine dair mahkûmiyetler için şartlı salıverme hükümleri geçerli değildir (CMK. m. 2/3-h).

MEMNU HAKLARIN İADESİ (Yasak Hakların Geri Verilmesi)

1) Sürekli mahrumiyetlerin yeniden iadesi için söz konusudur. Yani kamu hizmetlerine girmekten sürekli mahkûmiyetler ve diğerlerinde işletilir.

- Süreli mahkûmiyetlerde mümkün değil. Zaten süre bitince hakkın geri gelir.

Diğer ehliyetsizlik: 5 yıldan fazla ceza alanlar çıkınca vasi olamazlar.

Ancak ömür boyu yasaklıklar için söz konusudur.

2) Talep: Birinin istemesi lazım.

3) Asıl cezanın ya çekilmiş olması ya da yasal (özel af-zaman aşımı)sebepten düşmüş olması gerekir.

Ceza sona ermeden bu yola başvurulmaz. Bu şartlar olsa bile hemen işlemez. Eğer ceza çekilecekse, bu tarihten itibaren 3 yıl beklememiz gerekiyor. (özel afla ortadan kalkmışsa yine 3 yıl)

Eğer ceza zaman aşımı ile ortadan kalkmışsa bu tarihten itibaren bekleme süresi 5 yıldır. Asıl ceza + 3 yıl = özel af. Asıl ceza + 5 yıl = zaman aşımı

Bu sürelerin mükerrir / tekerrür halinde suç işleyenler için 2 kattır.

4) İyi Hal Şartı: Pişmanlık göstergesi

5) Yargılama masraflarının ödenmesi (ertelenmesi yasak)

6) Eğer hüküm olunmuşsa şahsi hakların ödenmesi gerek. Tazminat ödemen iştenmişse ödersin. (Şahsi hakların ödenmesine ilişkin hüküm) başkalarına ceza verme biçimindeyse.

Not:

v Yeni Ceza Kanununda bu müesseseye yer verilmemiştir.

v Çünkü Yeni Ceza Kanunumuz açısından bir kimsenin bir haktan ömür boyu mahrumiyetini gerektiren bir müeyyide söz konusu değildir.

v Bu anlamda memnu hakların iadesine sadece ömür boyu mahrumiyeti gerektiren haklar konu olabileceğinden ve Yeni Ceza Kanunumuz da bu tür mahrumiyetlere yer vermediğinden artık bu müessese zaten konusuz kalmıştır.

v Yani Yeni Ceza Kanunu açısından bir kimsenin işlediği bir suç sebebi ile mahrum kalacağı hak için mahrumiyet süresi, mahkûm olduğu sunun cezasının infaz edilmesine kadar ya da şayet ceza infaz edilememiş ise mahkûm olduğu suçun cezasının ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar devam eder

CEZALAR

- Kanunsuz suç ve ceza olmaz

- Herkese eşit şekilde ceza hukuku hükümleri uygulanır.

- Suçların ve cezaların şahsiliği

- Hürriyeti bağlayıcı cezalar ancak yargısal bir kararla ceza verilir. İdari kararla verilemez.

EMNİYET TEDBİRİ / CEZALAR

Ceza: Önemli olan kusurluluktur.

E.T: Tehlikelilik (ileride tehlike oluşturmaması için kusurlu olduğu için değil)

Ceza: Ceza madden hürriyeti kısıtlayarak yerine getirilir

E.T: Tedavi ve yeniden hayat kazandırma amacı ile tatbik edilir.

Ceza: Teşebbüs ya da işlenilmiş suça ihtiyaç vardır.

Et: Suçun işlenmesine gerek yok

Ceza: Af ile ortadan kaldırılabilir.

E.T: Af söz konusu kural olarak olmaz

Cezalar

CÜRÜM KABAHAT

- idam – hafif hapis

- ağır hapis – hafif para cezası

- hapis – belli meslek ve sanatın tatil edilmesi

- ağır para cezası

- kamu hizmeti sürekli mahrumiyet

2001 Anayasa değişiklileri ile idam yalnızca:

Savaş

Yakın Savaş

Terör suçları ile sınırlanmış idi. Ancak

8 Ağustos 2002 de çıkarılan kanunla idam sadece SAVAŞ halinde söz konusudur.

İdam versen temyize tabidir. İstemesen de temyiz edilir. İnfaz için meclisin kararı gerekir sonra infaz gerçekleşir.

A) Ağır Hapis Cezası

a) Müebbed(ömür boyu) b) Muvakkad(süreli-geçici) 1 yıldan 24 yıla kadar

B) Hapis Cezası: 7 günden 20 yıla kadar Hücre hapsi yoktur

C) Hafif Hapis: 1 günden 2 yıla kadar

D) Para Cezaları: – Devletin uğradığı zararlardır.

- Tekerrür yüzünden de arttırılamazlar

- Yaş küçüklüğü nedeniyle indirilemezler

- Ödemedikleri takdirde hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilir. Ancak 15 yaşındaki küçük çocukların cezası istisna diğerleri için bu ceza 3 yılı aşamaz.(banka hortumcusu en fazla 3 yıl yatar.)

- Tahsil edilmeleri İ.İ.K ya göre değil A.A. T.U.H.K ya göre yapılır.

- Ertelenmeleri yasaktır yani tecil edilemezler

Belli Bir Meslek ve Sanatın Tatili: 3 günden az, 2 yıldan fazla olamaz. Devletin gözetiminde yapılan serbest meslke erbaplarına verilir. Doktor, avukat gibi.

YCK’DA SUÇ İÇİN ÖNGÖRÜLEN YAPTIRIMLAR:

Cezalar Ve Güvenlik Tedbirleri Olarak İkiye Ayrılır

1.CEZALAR

1.1.HAPİS CEZALARI

1.1.1.Müebbet hapis Cezaları:

a)Ağırlaştırılmış müebbet hapis. İdam cezası yerine getirilen bir cezadır.

b)Müebbet hapis

1.1.2. Muvakkat ( Süreli) hapis Cezaları:

a)Süreli hapis cezası

b)Kısa süreli hapis cezası

Süresi bir yıldan azolan cezalara kısa süreli hapis cezası denir.

Kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Çevrilme halinde mahkûmiyet çevrilen ceza olarak sicile geçer.

Daha önce hapis cezasından dolayı mahkûm olmamış olanlar için 30 gün ya da daha az süreli hapis cezalarının adli para cezasına ya da sair tedbirlerden birine çevrilmesi zorunludur. 18 yaşını geçmeyenler ile 65 yaşını geçenler için 1 yıl veya daha az süreli hapis cezası almamış olmak halinde de aynı durum geçerlidir.

Eğer bir suç için hapis cezası ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüşse ve bu cezalardan hapis cezası tercih edilmişse, artık adli para cezasına çevrilemez.

Taksirli suçlarda süre ne kadar fazla olursa olsun para çevrilme mümkündür. Ancak bu durum bilinçli taksir hali geçerli değildir.

Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz (TCK. m. 61/7).

Adli para cezası:

*Beş günden az yediyüzotuz günden fazla olamayan cezalar için söz konusudur.

*Hâkim suçu işleyen kişinin içerisinde bulunduğu şartları tespit ederek her gün karşılığı için 20. YTL’den az, 100 YTL’den fazla olmamak kaydı ödenecek para cezasının miktarını tespit eder.

*Daha sonra da tespit edilen miktar ile çevrilecek cezanın gün sayısı çarpılmak sureti ile ödenecek para cezası tespit edilir.

*Kesinleşmelerinden itibaren ödenmesi için mahkûma 1 yıl süre verilebilir.

*Ya da taksitlendirilebilirler.

*Ancak taksit süresi iki yıldan fazla olamaz

*Taksit miktarı da dörtten az olamaz.

*Yine de ödenilmez ise hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilirler.

*Adli para cezası yerine hapis cezası geçmez. **Bu nedenle adli para cezası hapis cezasına değil, hapse (hürriyete bağlayıcı cezaya ) çevrilir.

*Disiplin hapsine dair mahkûmiyet hükümleri adli para cezasına çevrilemez. (CMK. m. 2/3-h)

*Bu artık disiplin hapsidir. Şartlı tahliye hükümleri uygulanmaz. Hükümlü para cezası yerine hapis yattığında da o hala para cezasını infaz eden bir kişi durumundadır. Bu nedenledir ki parayı ödediğinde hapisten çıkabilir ve yeniden bir suç işlediğinde önceki cezası para cezası kabul edilerek işlem görür.

*Önemli olan diğer bir noktada, adli para cezasının ödenmemesi halinde hükümlünün yatacağı miktar adli para cezasın hesaplanmasında dikkate alınan gün miktarı olacaktır.

2.GÜVENLİK TEDBİRLERİ

*Kasten işlenmiş bir suçtan mahkûmiyetin kanuni neticesi olarak uygulanabilir.

*Dolayısıyla hapis cezası zorunluluğu getirildiğinden, adli para cezalarına hükmedilmesi halinde bu tedbirler uygulanamayacaktır,

*Yine kasten denildiğinden dolayı taksirli suçlar bakımından da güvenlik tedbirleri uygulanmayacaktır.

*Ceza ertelenilmiş ya da mahkûm koşullu salıverme hükümleri kapsamında serbest bırakılmış ise yine emniyet tedbiri olarak öngörülen mahrumiyetin kanuni neticeleri devam eder.

*Ancak kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar ile fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olanlar için, işlenilen suçun kanuni neticesi olarak (kamu hizmetlerine girmekten, seçmen olmaktan, milletvekili olmaktan, belediye başkanı olmaktan mahrumiyet cezaları gibi) emniyet tedbirine hükmedilmez.

*Yani kısa süreli hapis cezasının ertelenmiş veya fiili işlediği sırada l8 yaşını doldurmamış olan kimseler hakkında l. fıkradaki (a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevi­nin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Bü­yük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, bele­diye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulu­nan kurum ve ku­ruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmet­lerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer si­yasî hakları kullanmak­tan, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bu­lunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasî parti tüzel kişi­liklerinin yöneticisi veya de­netçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu nite­liğindeki meslek ku­ruluşunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında ser­best mes­lek erbabı veya tacir olarak icra etmekten) güvenlik tedbirlerine hükmedilmeyecektir. Burada emredici bir hüküm bulunmaktadır. A-Yani bir yıla kadar olan hapis cezaları ertelenmiş ise, o kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilmeyecektir. B- Güvenlik tedbirleri 18 yaşından küçükler hakkında uygulanamayacaktır.

*Suç işleyen için öngörülen mahrumiyetler, mahrumiyeti gerektiren mahkûmiyetin infazına kadar devam eder.

*Yeni düzenlemede güvenlik tedbirleri belirli süreler için öngörülmüş olduğundan, bu sürelerin dolmasıyla ya da belirtilen şartların gerçekleşmesiyle tedbirler kendiliğinden kalkacaktır.

*Yani kişinin yasaklılık hali sürekli değildir. Ceza devlet eliyle kişiye kötülük yapmak değildir. Kişi cezasını bihakkın çekmişse artık toplumla barışmış demektir.

*Cezalandırılmakla güdülen amaç, işlediği suçtan dolayı etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süre ile sınırlandırılması gerekmiştir.

*Yeni sistemde kişinin cezadan kaçmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Kişi bir an önce cezasını çekmeli ki, yoksun olduğu (örneğin velayet hakkı gibi) hakları tekrar kullanabilsin. Bu nedenle cezanın infazı tamamlanınca madde metninde yer alan hak yoksunlukları da sona erecektir (m. 53/2).

*Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olmak gibi bir fiil sonucu kişi taksirli bir suçtan mahkûm olursa, 3 aydan az üç yıldan fazla olmamak kaydı ile icra ettiği meslek ve sanatı icra etmekten men edilmeye ya da sürücü belgesinin geri alınmasına kara verilebilir.

*YCK asli – feri ceza ayrımını kaldırmıştır.

*Yeni Ceza Kanunumuza göre; müsadere, kazanç müsaderesi ve sadece yabancılar için yurt dışına çıkarılma şeklinde uygulanabilecek emniyet tedbirleri vardır.

v *** Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir (KK. m16).

FERT VE DEVLET ARASINDA CEZA

HUKUKU İLİŞKİSİNİ SONA ERDİREN HALLER

1) ÖLÜM

*Eğer suç işleyen kişi hakkında henüz kamu davası açılmadan ölürse ölen kişi hakkında takipsizlik kararı verilir. Şayet kişi dava açıldıktan sonra ölürse dava düşer.

*Bir kimsenin ölümü o kişi hakkında hukuk davası açılmasına engel değildir

*İştirak halinde işlenilmiş olan suçlarda şeriklerden birinin ölümü diğer şerikler için de davanın düşmesini gerektirmez.

*Bir kimsenin ölümü ölümden kesinleşen yargılama giderlerinin ödenmesine engel değildir. Müsadere ve yargılama giderine ilişkin olup, ölümden önce kesinleşmiş bulunan hükümlerde infaz kabiliyeti bulunmaktadır. Bunlar nasıl infaz olunacak? Terekeyi reddetmeyen mirasçılardan tahsil edilecektir.

2) AF

*İster özel af olsun ister genel af olsun, bu yetki Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.

* Yine ister özel af olsun ister genel af olsun, af kanunu ancak TBMM üye tam sayısının 3/5’inin oyunun olumlu oyu ile gerçekleşebilir. (2001 Anayasa değişikliği)

*2001 Anayasa değişikliklerinden sonra artık terör suçlarının da affı mümkündür.

*Ancak Anayasanın 169. maddesine göre orman suçlarının affı mümkün değildir.

*Affı genel af- özel af olarak tasnifi affedilenlerin sayısına göre değil, affın doğurduğu sonuçlara göredir.

*Bu anlamda kamu davasını ve hükümlülüğü bütün neticeleri ile ortadan kaldıran affa genel af denir.

*Ancak sadece cezayı azaltan, değiştiren, ortadan kaldıran ya da adli para cezasına çeviren affa ise özel af denir.

*Bir suçla alakalı özel af çıkarılmış olması, o suç sebebi ile söz konusu olan emniyet tedbiri bağlamındaki mahrumiyetlerin de hukuki sonuçlarını doğurmaya devam etmesine mani değildir. Ayrıca özel af sadece hapis cezaları için çıkarılabilir.

*İster genel af olsun ister özel af olsun, hukuk davası açılmasına engel değildir.

*Genel af yargılama giderlerin dahi ödenmesine engel olduğu halde, özel af engel değildir.

*İster genel af olsun ister özel af olsun, af kanunu çıkarılıncaya kadar ödenen para cezalarının iadesini gerektirmez.

*Genel affa uğramış bir suç tekerrürde dikkate alınmayacağı gibi, tecilde de tecilden yararlanmaya mani değildir. Ancak özel af halinde bu söylenenlerin tersi geçerlidir.

*Ayrıca ve açıkça belirtilmediği müddetçe af disiplin cezalarını kapsamaz.

*Cumhurbaşkanı da yürütme ile ilgili yetkileri kapsamında ve sadece yaşlılık, sakatlık ve sürekli hastalık sebeplerinden birine istinaden af yetkisini kullanabilir. Ancak Cumhurbaşkanının söz konusu bu af yetkisi özel af olarak sonuç doğurur.

v YCK’na göre özel af sadece hapis cezaları için geçerlidir.

3) ZAMAN AŞIMI

Zaman aşımı dava zaman aşımı ve ceza zamanaşımı olarak ikiye ayrılır

3.1.DAVA ZAMANAŞIMI:

Belirli bir süre geçtikten sonra Dava açtın, yargıladın, ceza verdin. Ceza verme hakkın ortadan dava açma hakkın biterse kalkarsa ceza zaman aşımı

*Zamanaşımını hâkim resen dikkate alınır.

*Zamanaşımından feragat mümkün değildir.

*Bütün suçlar ve cezalar için zamanaşımı vardır.

*Ancak yurtdışında işlenmiş olmak ya da mahkûm olmuş olmak kaydı ile müebbet hapis cezaları ile 10 yıldan fazla hapsi gerektiren hapis cezaları zamanaşımına uğramaz.

*Bir suçun ceza kanununa göre zamanaşımına uğramış olması, söz konusu bu suç sebebi ile tazmini lazım gelen zararların da Borçlar Kanunu açısından zamanaşımına uğradığı anlamına gelmez.

*Zamanaşımı süresi tespit edilirken suç için kanunda belirtilmiş cezanın üst sınırına itibar edilir.

*Eğer bir suç için hapis cezası ile adli para cezası seçenek olarak öngörülmüş ise hapis cezasına itibar olunur.

*Zamanaşımının başlaması; tamamlanmış suçlarda suçun işlenildiği günden itibaren. teşebbüs halinde kalan suçlarda son icra hareketinin yapıldığı günden itibaren. mütemadi suçlarda kesintinin gerçekleştiği günden itibaren, zincirleme sularda son suçun gerçekleştiği günden itibaren, çocuklara karşı nüfuz sahibi kişilerin yani veli ya da vasinin işlediği suçlarda çocuğu 18 yaşını bitirdiği günden itibaren dava zamanaşımı işlemeye başlar.

*Ceza zamanaşımı ise hükmün kesinleştiği ya da infazın her hangi bir şekilde kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar. Ayrıca cezaya bağlı ve hükümde belirtilen hak yoksunlukları da en fazla ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar devam eder.

Zamanaşımının durması: durdurucu sebep gerçekleşinceye kadar işleyen zamanaşımı yanmaz söz konusu sebep ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder.

Zamanaşımının Kesilmesi: Zamanaşımını kesen sebep ortaya çıkıncaya kadar işleyen sürenin yanması ve sürenin “0”dan başlaması durumu söz konusudur.

Dava Zamanaşımını kesen sebepler

YCK’na göre ise dava zamanaşımını kesen sebepler:

a. Şüphelinin savcı tarafından ifadesinin alınması

b. Şüphelinin savcı tarafından sorguya çekilmesi

c. Sanığın savcı tarafından ifadesinin alınması

d. Sanığın savcı tarafından sorguya çekilmesi

e. Sanık ya da şüphelinin tutuklanılması

f. Sanık ya da şüpheli hakkında iddianame düzenlenilmesi

Not: Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Ceza Kanununda dava zamanaşımını kesen sebepler olarak sayılan; yakalama müzekkeresi (tutanağı), zorla getirme (celbname) 5237 sayılı Yani Ceza Kanununda dava zamanaşımını kesen sebep olarak ye almamıştır.

*Dava zamanaşımını kesen sebepler dolaysı ile zamanaşımı süresi en çok asıl sürenin yarısının eklenilmesi ile elde edilecek süre kadar olabilir.

*İştirak halinde işlenilen suçlarda şeriklerden biri için zamanaşımını kesen bir sebep, hakkında hiçbir işlem yapılmamış diğer şerikler içinde zamanaşımını keser.

*Ancak bu iki ifade sadece dava zamanaşımının kesilmesi için geçerli olup ceza zamanaşımının kesilmesi için geçerli değildir.

*Yani ceza zamanaşımının kesilmesi hallerinde maksimum süre öngörülmediği gibi, ceza zamanaşımının kesilmesi şahsidir.

*Cezaya bağlı hak yoksunlukları en çok ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar devam edebilir. Memnu hakların iadesine yer verilmemesinin sebebi de zaten CK’nın bu yöndeki bir düzenlemesidir.

B) Dava Zamanaşımını Durduran Sebepler

1) İzin

2) Karar

3) Bekletici mesele

4) Kanunen hakkında kaçak olduğuna karar verilen kişi hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar (CK ile eklenildi)

5) Uzlaştırma süresince de zamanaşımı durur

3.2.CEZA ZAMANAŞIMI

- Cezanın infaz edilmeye başlanılması

- Cezanın infazı için mahkûmun yakalanması

- Cezanın infazı için yetkili makamların yaptığı tebligatlar

- ceza verilmiş, zamanaşımı işlerken mahkûm olduğu suç cinsinden başka bir suç işlenilirse ceza zamanaşımı kesilmiş olur. (CK’na göre üst sınırı iki yıldan fazla hapsi gerektiren kasıtlı bir suçun işlenilmesi)

- Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar (TCK. m.66/5).

v Cezanın bir kısmı infaz edildikten sonra mahkûm kaçmış ise, Ceza zamanaşımı süresi asıl mahkûmiyet süresine göre değil, infaz edilen kısmın mahsup edilmesinden sonra geri kalan süreye göre hesap edilir.

v Bir suçun cezasının zamanaşımına uğramış olması o suçun faili açısından suçun hiç işlenilmemiş olduğu anlamanı gelmez.

v Suçun cezasının ceza zamanaşımının dolmuş olması sadece bir infaz engeldir. Bunun dışında örneğin tekerrür hükümlerinin tatbikinde, hakeza erteleme hükümlerinin tatbikinde zamanaşımına uğramış ceza dikkate alınır.

4) ŞİKÂYET

*Aslında bütün suçlar Devlete karşı işlenilmiş oluğu için toplumsal düzeni sağlamakla yükümlü devlet, savcısı aracılığı ile bütün suçların takibini re’sen yapar.

*Ancak öyle bazı suçlar vardır ki bu tür suçlarda suçtan zarar gören şikâyet hakkını kullanmadığı müddetçe devletin savcısı kendiliğinden harekete geçmez. Şikâyetten söz edebilmek için şikâyete tabi bir suçun da bulunması gerekir.

* Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup suçtan zarar görene aittir. Şikâyet yazıl, ya da yazıya geçirilmek üzere sözlü olarak yapılır.

*Şikâyet savcıya, hâkime, mahkemeye ya da bu makamlara iletilmek üzere kolluk makamlarına, valiliğe, kaymakamlığa, bucak müdürlüğüne, yurt dışında da konsolosluklara yapılabilir.

*Şikâyet hakkı fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde kullanılmalıdır.

*Bu 6 aylık süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süredir. Yani hâkim tarafından re’sen dikkate alınır.

*Belirtmeliyiz ki şikâyet hakkının kullanılması için hem fiilin hem de failin öğrenilmesi gerekmez. Fiilin öğrenilmesi yeterlidir. Filin ve failin öğrenilmesi sürenin başlaması açısından önem arz eder.

*Şikâyete konu suç zamanaşımına uğramamış olmak kaydı ile fiil ile fail ne zaman öğrenilmiş ise şikâyet süresi de o zaman başlar.

*Kullanılan şikâyet hakkının geri alınması mümkündür. Ancak geri almanın geçerli olabilmesi için şikâyet edilen kişinin de muvafakati gerekir.

*Şikâyet geri alınırken şikâyete konu suç sebebi ile tazmini lazım gelen zararlara yönelik tazminat davası açma hakkından da feragat edildiği açıklanılmamış ise, şikâyetin geri alınması söz konusu bu tazminat haklarından da vazgeçildiği anlamına gelmez.

*Hüküm kesinleşinceye kadar şikâyetin geri alınması mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra şikâyetin geri alınmış olması verilen cezanın infazına mâni değildir.

*Eğer şikâyet hakkı olanlar birden fazla ise bulardan birinin şikâyet hakkını kullanmış olması diğerlerinin de kullandığı, hakeza tümünün şikâyet hakkını kullanmış olması halinde içlerinden birinin şikâyetini geri alması hepsinin şikâyetini geri aldığı anlamına gelmez.

*Fakat şikâyet edilebileceklerin birden fazla olması halinde bir kişinin şikâyet edilmesi dahi herkesin şikâyet edildiği, aynı şekilde herkesin şikâyet edilmiş olması halinde bir kişi hakkında şikâyetin geri alınması herkes hakkında şikayetin geri alındığı anlamına gelir.

*Uzlaşma kapsamındaki suçlarda, taraflar anlaşırlar ise savcı dava açmaz, şayet dava açılmış ise hâkim davanın düşürülmesine karar verir (CK)

*İştirak halinde işlenilen suçlarda taraflardan birinin şikâyet süresini geçirmiş olması diğerlerinin de geçirmiş olması sonucunu doğurmaz (CK)

5) ÖN ÖDEME

*Uzlaşma kapsamındaki suçlar önödemeye konu olamaz.

*Disiplin hapsine ilişkin mahkûmiyet hükümleri önödmeye konu olamaz (CMK. m. 2/3-h).

*Adli para cezaları önödemeye konu olabilir.

*Hapis cezalarında ise üst sınırı üç ayı aşmayan hapis cezaları önödemeye konu olabilir.

*Önödemeye uyulması halinde savcı kamu davası açmaz. Dava açılmış ise yine önödemeye uyulması halinde hâkim davanın düşürülmesine karar verir.

6) UZLAŞMA

*Cumhuriyet savcısı, yapılan soruşturmanın durumuna göre, kanunun uzlaşma yapılabilmesi olanağını verdiği hâllerde, faili Kanunun öngördüğü usullere göre davet ederek suçtan dolayı sorumluluğunu kabul edip etmediğini sorar.

*Fail, suçu ve fiilinden doğmuş olan maddî ve manevî zararın tümünü veya bunun büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabullendiğinde durum, mağdura veya varsa vekiline veya kanunî temsilcisine bildirilir.

*Mağdur, verilmiş olan zararın tümüyle veya büyük bir kısmı itibarıyla giderildiğinde özgür iradesi ile uzlaşacağını bildirirse, ***soruşturma sürdürülmez.

*Cumhuriyet Savcısı, fail ile mağdur arasında uzlaşma işlemlerini idare etmek, tarafları bir araya getirerek bir sonuca ulaşmalarını sağlamak üzere, fail ve mağdurun bir avukat üzerinde anlaşamadıkları takdirde, bir veya birden fazla avukatın uzlaştırıcı olarak görevlendirilmesini barodan ister.

*Uzlaştırıcı, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaşmayı sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bir defaya mahsus olmak üzere bu süreyi otuz gün daha uzatabilir. **Uzlaştırma süresince zamanaşımı durur.

*Uzlaşma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma sırasında ileri sürülen bilgi, belge ve açıklamalar taraflarca izin verilmedikçe daha sonra açıklanamaz.

*Uzlaştırmanın başarısız olması nedeniyle daha sonra dava açılması halinde uzlaştırma sırasında failin bazı olayları veya suçu ikrar etmiş olması davada aleyhine delil olarak kullanılmaz.

*Uzlaştırıcı, yaptığı işlemleri ve uzlaşmayı sağlayıcı müdahalelerini belirten bir raporu on gün içinde ilgili Cumhuriyet savcısına sunar.

*Zarar, uzlaşmaya uygun olarak giderildiğinde ve uzlaştırma işleminin giderleri, fail tarafından ödendiğinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

*Kamu davasının açılması halinde, uzlaşmaya tâbi bir suç söz konusu ise, uzlaştırma işlemleri aynı usule göre, mahkeme tarafından da yapılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde davanın *düşmesine karar verilir.

*Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.

DAVA ŞARTLARI

1) Şikâyet

2) İzin

3) Müracaat

4) Talep (takibi talebe bağlı suçlarda Adalet Bakanının talebi)

5) Evlenme

DİKKAT

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, düşmanla işbirliği yapmak, *Devlete karşı savaşa tahrik, “temel milli yararlara karşı hareket” yabancı Devlet aleyhine asker toplamak, askeri tesisleri tahrip, düşman devlete maddi ve mali yardım, “halkı askerlikten soğutma, askeri itaatsizliğe teşvik”, Savaşta yalan haber yayma, seferberlikle ilgili görevin ihmali, “Düşmandan unvan ve benzeri payeleri kabul etme, askeri yasak bölgeler girme”, *Anayasayı ihlal, *Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, *yasama organına ve hükümete karşı suç, hükümete karşı silahlı isyan, silahlı örgüt, suç için anlaşma, askeri komutanlıkların gaspı, yabancı hizmetine asker yazma ve yazılma, savaş zamanında enirler uymama, *siyasal veya askeri ya da uluslar arası casusluk, devletle alakalı yasaklanan bilgi ve belgeleri açıklama.

v Şimdiye kadar sayılan suçların bir kimse tarafından yabancı ülkede işlenmesi halinde Türkiye’de failin bulunması halinde re’sen takibat yapılır.

v Yukarıda sayılan suçların tümü için geçerli olmak üzere, bu suçlardan birisinden mahkum olunmuş olunması, yada beraat edilmiş olunması halinde Adalet Bakanının talebi üzerine ancak Türkiye’de yargılama yapılır.

v *İşkence, *çevrenin kasten kirletilmesi, *uyuşturucu madde suçları, *parada ve kıymetli damgalarda sahtecilik suçları, *fuhuş, *rüşvet, *Deniz yolu, demiryolu, ve havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması veya bunlara zarar verilmesi suçları sebebi ile Türkiye’de yargılama yapılabilmesi için Adalet Bakanının talebi gerekir. Ancak bu suçlar sebebi ile Türkiye’de yargılama yapılabilmesi için bu suçlar sonucunda yabancı ülkede mahkumiyet yada beraat kararı verilmemiş olması gerekir.

v Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti bu suçlar sebebi ile ise eğer suçu işleyen işlediği suç sebebi ile mahkûm olmamış ya da beraat etmemiş ise hakkında resen takibat yapılır, eğer tersi bir duru varsa Adalet Bakanının talebi üzerine yeniden yargılama yapılabilir.

MUHAKEME ŞARTLARI

1) Sanığın hazır bulunması

2) Akıl hastası olmaması

3) Bekletici meselenin çözümü

4) Muvakkat (geçici) yasama dokunulmazlığı (yargılamaya engeldir dava açmaya engel değil)

5) Önödeme

6)Ölüm

CEZANIN VERİLİŞİ

Cezalar:

- Kanunda açıkca belirtilmemişse ne arttırılır, ne azaltılır

- Arttırma ve eksiltme bir önceki arttırılmış ya da eksiltilmiş ceza üzerinden yapılır. Temel ceza üzerinden değil.

- Arttırılırken / ya da eksiltilirken o ceza için kanunda öngörülen sınırlar aşılamaz sonra;

*Hâkim suçun işleniş biçimini, suçta kullanılan araçları, suçun işlenildiği zamanı ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, zarar ve tehlikeliliğin ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saikin amacını dikkate alarak suçun kanuni tanımındaki cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezayı tespit eder.

*Sonara temel ceza üzerinden dolaylı kasıt varsa doğrudan kasta göre indirim, bilinçli taksir varsa bilinçsiz taksire nazaran arttırım yapar.

*Cezada önce arttırım, sonra indirim yapılır.

*Daha sonra sırası ile teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, cezada indirimi mucip şahsi haller dikkate alınır.

*En son Takdir-i hafifletici sebepler de dikkate alınarak cezanın miktarı belirlenir.

*Tekerrür (cezayı ağırlaştıran en son sebep idi). YCK’ da artık değildir

ADLİ SİCİL

Hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk Hukukuna göre tanınan mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dahil tüm adlî sicil bilgileri; mahallinde bilgisayar ortamına aktarılmasını takiben, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulur.

Adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir. Bu bilgiler, görevlilerce açıklanamaz ve bu Kanun hükümlerine göre verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.

ADLÎ SİCİLE KAYDEDİLECEK BİLGİLER

Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmişve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir. Bu bağlamda;

a) Hapis cezaları ile ilgili olarak;

1. Hapis cezasına mahkûmiyet kararı,

2. Koşullu salıverilme kararı,

3. Koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar,

4. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair karar,

5. Hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu,

b) Hapis cezasının ertelenmesi halinde;

1. Denetim süresi,

2. Denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirilmesi dolayısıyla cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu,

3. Ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar,

c) Adlî para cezası ile ilgili olarak;

1. Adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü,

2. Adlî para cezasının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,

3. Adlî para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz edildiği hususu,

4. Adlî para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,

d) Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırıma mahkûmiyet halinde;

1. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak, adlî para cezasına mahkûmiyet veya güvenlik tedbiri uygulanması hükmü,

2. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen adlî para cezasının veya güvenlik tedbirinin gereklerinin yerine getirilmemesi dolayısıyla hapis cezasının infazına ilişkin karar,

3. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin değiştirilmesine ilişkin karar,

e) Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak;

1. Kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin karar,

2. Mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar,

f) Türk vatandaşı hakkında yabancı mahkemeden verilmiş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet kararının Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece verilen karar,

g) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık dolayısıyla verilen karar,

h) Ceza zamanaşımının dolduğunun tespitine ilişkin karar,

i) Genel veya özel affa ilişkin kanun; özel affa ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı,

j) Askerî Ceza Kanununa göre verilmiş mahkûmiyet kararlarındaki ferî cezalar,

Adlî sicile kaydedilir.

(2) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen mahkûmiyet hükmü ya da eski hükümde değişiklik yapan tüm hüküm ve kararlar açısından da birinci fıkra hükümleri uygulanır.

(3) Kanun gereği olarak gerçek kimliği saklı tutulan kişilerin adlî sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

!!ADLÎ SİCİLE KAYDEDİLMEYECEK BİLGİLER!!

Türk mahkemeleri tarafından verilmiş olsa bile;

a) Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri,

b) Disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar, İdarî para cezasına ilişkin kararlar, Adlî sicile kaydedilmez.

ADLÎ SİCİL BİLGİLERİNİN SİLİNMESİ

Adlî sicildeki bilgiler;

a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,

b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,

c) Ceza zamanaşımının dolması,

d) Genel af,

Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.

-Arşiv bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine ve her halde kaydın girildiği tarihten itibaren seksen yılın geçmesiyle tamamen silinir.

- Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.

-Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.

-Anayasanın 76 ncı maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır.

CEZA ÖZEL

A) ŞAHISLARA KARŞI SUÇLAR

1) Adam Öldürme: Cenin için adam öldürme suçu olmaz. Kasıtlı, taksirli, kastı aşarak, müşterek sebeple, intihara teşvik (şerefini kurtarmak için = anneler gayri meşru çocuğunu öldürürse, cezası daha azdır) yoluyla adam öldürülebilir.

2) Müessir Fiil: Yaralama; Taksirli veya kasıtlı olabilir.

3) Hakaret / Sövme: Şikâyete bağlıdırlar, her tüzel kişi değil, kamuya yararlı dernekler mağdur olabilir, diğerleri olamaz.

Hakaret: Maddei mahsusa tayin ederek yaparsa – Hakaret (ispat hakkı var) (somut)

Maddei mahsusa tayin yapmazsa – sövme (ispat hakkı yok) (soyut)

Sen fahişesin = sövme

Temel ile Fadime siz akşam ne yapıyordunuz? Hakaret

Sen şurda hırsızlık yaptın = hakaret

Sen hırsızsın = sövme

Hakaret ve Sövmeyi Suç Olmaktan Çıkaran Durumlar

- Basın-yayın yoluyla kullanılan haber verme

- Adli makamlar önünde kullanılan savunma dokunulmazlığı

- Karşılıklı hakaretlerde hâkim taraflardan biri veya her ikisi için cezasızlık kararı verebilir.

- Şiddete karşı hakaret (dövmüşsün, o da sana hakaret etmiş)

Not:

*YCK hakaret sövme ayrımını benimsememiştir. Hakaret suçu başlığı altındaki düzenlemelerle yetinmiştir.

*YCK uluslararası suçlar başlığı altında; soykırım, insan ticareti, Göçmen kaçakçılığı suçlarına yer vermiştir.

B) MAL ALEYHİNE SUÇLAR

1) Hırsızlık

2) Nası Izrar

3) Yağma

4) Dolandırıcılık

5) Emniyeti suiistimal

6) Adam kaldırma ( YCK’ bu suç mala karşı işlenilen suçlar arasında sayılmamıştır)

7) Karşılıksız yararlanma

Hırsızlık :Kablo TV’den usulsüz yararlanma hırsızlık olmaz. Kullandıkça azalmaz. Elektrik hırsızlıktır. Kullandıkça azalır.

Hırsızlık suçuna tam teşebbüs olmaz

Hırsızlık sonrası tasarruf – Değişiklikleri suçu başka suça dönüştürmez.

Nası Izrar: Zarar verme kastıyla birinin malı tahrip etmek. Taksirli hali yoktur.

Yağma: Mürekkep bir suçtur. Cebir ve şiddetle başkasının malını almaya çalışmak. Birini köşeye sıkıştırıp zorla malını almak.

Dolandırıcılık: Hile ile rıza var. Kim başkasının iyi niyetinden yararlanma hakkı olmayan bir şeyi kendisine ya da başkasına vermeye onu ikna ederse. En ufak bir şiddet olursa dolandırıcılık başka suça dönüşür. Devleti dolandırmakta dolandırıcılıktır.

Emniyeti Suistimal: Suç işleme kastı sonradan oluşur. Seçimlik hareketli suç. Önce emaneti alıyorsun sonra satıyor ya da bozuyorsun. Tam tasarruf yetkisine sahip olmalı.

Yağma ve Korkutarak Faydalanma: K.F’de seçim hakkı var. (bana 10 milyar getirmezsen, babanı vuracam) Zaman aralığı da var.

Adam Kaldırma: Bir kimseyi fidye karşılığı kaçırma.

Karşılıksız Yararlanma Suçu:

Not: Mala karşı suçlardan yağma dışındaki suçları aynı çatı altında yaşayan kardeşler, haklarında ayrılık kararı verilmemiş karı koca, usul-füru birbirlerine karşı işlerlerse haklarında cezaya hükmolunmaz. Ancak yağma suçu dışındaki suçları haklarında ayrılık kararı verilmiş karı koca, farklı çatı altında yaşayan kardeşler ve aynı çatı altında yaşayan hala, dayı, amca, teyze, yeğen birbirlerine karşı işlerse şikayet üzerine haklarında ceza kovuşturması yapılarak cezaya hükmolunur.

C) ADLİYE ALEYHİNE İŞLENEN SUÇLAR

( YCK’da Tanıklık Bilirkişilik Tercümanlık gibi Kanunen infazı gereken işlerden kaçınmak gibi bu suçlar bu başlık altında düzenlenmemiştir. Bunlar CMK kapsamında disiplin hapsini gerektiren fiillerdir)

Şekli Suç Tasnii: Suç olmadığını bildiği halde bir kimse, muhatabı belli olmaksızın ve yetkili makamları harekete geçirecek şekilde suç uydurması

Maddi Suç Tasnii:Bir de o suçun işlendiğine dair delil uydurmak

Şekli İftira :Suç işlemediğini bildiğiniz (kimseye) halde, suç uydurmak

Maddi İftira = Delil uydurursan

Örn: Bana tecavüz edildi (şekli suç tasnii)

Bana tecavüz edildi işte sperm izleri (maddi suç tasnii)

Örn: Bana şu adam tecavüz etti (şekli iftira)

Benim iç çamaşırım adamın cebinde (maddi iftira)

3) İhkakı Hak: Hukuken korunan yararı olacak, hükümete başvurma imkanı olacak. Bu hakkını illegal yollardan alacaksın

Örn. Ben İsmail’in arabasını çaldım. İsmail benim garajımın kapısını çalarak arabasını alıp götürüyor. Suçtur. Devlete haber vermen gerekirdi.

4) Yalan yere yemin.

5) Yalan yere şahitlik

6) Suç delillerini saklamak

7)Suç delillerini yok etmek.

Not: YCK ihkak-ı hak diye bir suça yer vermemiştir.

4) DEVLET İDARESİNE KARŞI İŞLENİLEN SUÇLAR (YCK kamu Güvenliğine karşı suçlar ifadesini tercih etmiştir)

4.1. Zimmet

4.2.İrtikap

4.2.1.Cebren irtikap

4.2.2.İkna sureti ile irtikap

4.2.3.Başkalarının hatasından yararlanarak irtikap

4.3. Rüşvet

4.4.Görevi kötüye kullanma

GÖREVİ İHMAL: Bir kimse kasıtlı olarak yapmak zorunda olduğu işi yapmıyorsa. Hata ile görevini yapamazsa ihmal olmaz, pasif niteliklidir. Örn: Hakimin birisinin elinde 1000 dosya var. Hiç okumuyor yan gelip yatıyor. Bu görevi ihmaldir. (**Yeni Ceza Kanunu bağımsız bir şekilde bu suçla alakalı bir madde içermemektedir. Bu suç görevi kötüye kullanma ile alakalı madde içerisinde düzenlenmiştir)

GÖREVİ SUİSTİMAL: Aktif niteliklidir.Memurun kanunun kendisine tanıdığı yetkilerin sınırını aşarak yetkiler kullanması. Örn: Müfettişlik sınavını kazananları ilan eden memurun kazanamayan kız arkadaşını da kazanmış gibi ilan etmesi.

CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUKU

CMK’da yürürlüğe giren bir norm, failin lehine ya da aleyhine olsun, yürürlüğe girdikten sonraki olayların tümüne uygulanır.Buna derhal uygulamalık ilkesi denir.

CMK’da kıyas mümkündür. (cezada mümkün değildir)

CMK’da da ceza hukukundaki gibi örf ve adetler kaynak olmaz

CMK’ta da C.H olduğu gibi mülkilik ilkesi ve şahsilik ilkesi geçerlidir. (istisnalar hariç)

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNA HAKİM OLAN İLKELER

1) Hakimin olaya kendisi çözeyim diyemez. Cezai uyuşmazlığı çözmesi için onun önüne gidilmesi lazım.

2) Şüphenin sanık lehin yorumlanması. Masumiyet Karinesi: Suçlu olduğu ispat edilinceye kadar herkes masumdur.

3) Mecburilik ilkesi

*Ceza Muhakemesi Kanuna göre kamu davası açmak savcının görevidir. Bu anlamda yeni Ceza Muhakemesi Kanunumuz şahsi dava yoluna da yer vermemiştir.

*Kamu davası açmakla görevli olan savcı kamu davasının açılması için yeterli delillere ulaşmış ise dava açmak mecburiyetindedir.

*Yeterli delilleri toplamış olmasına rağmen savcı dava açmazsa:

3.1.idari denetim

aa. Başsavcıya itiraz. Duruma göre başsavcı savcıya dava aç emri verebilir.

bb. Valiye bildirmek. Vali savcıya dava aç emri veremez. Zaten yeni CMK bu yolu kabul etmemiştir.

cc. Adalet Bakanına bildirmek. Adalet Bakanı savcıya zaten dava açma emri hiçbir zaman veremezdi. Sadece savcıya dava aç emri verebilmekteydi. kaldı ki yeni CMK bu yolu da kaldırmıştır.

3.2.yargısal denetim

*Savcı yeterli delil toplamış olmasana rağmen dava açmazsa dava açmayan savcının mensup olduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına 15 gün içerisinde itiraz edilir. Duruma göre ağır ceza mahkemesi, savcıya dava aç emri verebilir. Bu emir savcıyı bağlayıcıdır. Eğer yapılan itirazı reddederse bu durum savcının dava açmamakta doğru karar verdiği anlamına gelir.

Ancak eğer savcı yeterli delil toplamış olmasına rağmen takdir yetkisini kullanarak

aa. Cezanın ortadan kaldırılmasını gerektiren şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların

bb. Ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde Cumhuriyet savcısı kamu davasını açmayabilir.

Savcının takdir yetkisini kullanarak dava açmadığı bu iki halde yargısal denetim yolu işletilemez.

4) Evvelden ihbar ilkesi. Sanığa, hangi suçtan dolayı yargılanacağını bildireceksin ki savunmaya hazırlansın.

5) Tasarruf edilmezlik ilkesi

a) Savcı açısından,

*Kamu davasını açan savcı açtığı davayı geri alamaz.

*Ancak eğer savcı açmış olduğu kamu davası sebebi ile pişmanlık duymakta ise, hakkında dava açtığı kişinin beraatini ister.

Çünkü savcı davanın şahıs itibari ile tarafı olmayıp makam itibari ile tarafıdır.

*Bu sebeple savcı, hakkında dava açacağı kişinin aleyhine olan delilleri toplamak mecburiyetinde olduğu kadar lehine olan delilleri de toplamak mecburiyetindedir.

b) Taraflar açısından,

*Davanın tarafları haklarında sürdürülmekte olan yargılama faaliyetini, yani kamu davasını kendi aralarında anlaşarak sona erdiremezler. Başka bir ifade ile tarafların davanın sona erdirilmesine yönelik suçu işlediklerini kabul etmiş olmaları mutlaka da hakimi bağlayıcı nitelikte değildir.

6) Çelişme ilkesi ve yetkilerde denge ilkesi

7) Doğrudan doğruyalık ilkesi

8) Delil serbestisi ilkesi

a)Ceza muhakemesinde delillerin ileri sürülmesi açısından zaman sınırlaması yoktur.

b)Caza muhakemesinde delilleri ileri sürebilme açsından kişi sınırlaması da yoktur. yani herkes delil ileri sürebilir.

c)Ceza muhakemesinde kesin delil, kesin karine kavramları da geçerli değildir.

d)Ceza muhakemesinde delil serbestisi ilkesi hakimdir. Yani her şey her şeyle ıspatlanabilir kuralı geçerlidir.

Ancak;

aa. Sanığın ya da şüphelinin özgür iradesine yada başka kişilerin özgür iradesine dayanmayacak şekilde delil elde etmek yasaktır. Aynı doğrultudaki hüküm 2001 anayasa değişiklikleri ile anayasaya da girmiştir.

bb. Şayet sanığı ya da başka kimselerin özgür iradesine dayanmayacak şekilde delil elde edilmiş ise, velev ki bulara sonradan rıza gösterilmiş olsun, bu tür delillere göre hüküm verilemez.

cc. duruşmanın usulüne göre yapılmadığını iddia eden bu durumu ancak duruşma tutanağı ile ıspat edebilir.

dd. Hakimin reddini iddia eden bu iddiasını ispatla yükümlüdür ( ıspat külfeti yasağının istisnası). bu anlamda hakimin reddini iddia eden yemini delil olarak kullanamaz.

9)Ceza muhakemesinde ıspat külfeti yoktur.

10)Yargıcın resen araştırma yetkisi vardır.

11)Davasız yargılama olmaz ilkesi

12) Muhakemesiz ceza olmaz ilkesi (Önödeme ve uzlaşma hali hariç)

YARGIÇ

Hakimler savcılar yüksek kurulu atar. Kurul 7 kişiden oluşur.

Olağan (tabi) Yargıç: Suçun işlenilmesinden önce kurulan mahkemenin yargıcıdır. (bizim sistem)

Yargıç, bağımsız olmalıdır. Yasama organı hakime soru soramaz, telkinde bulunamaz. Yürütme ve yargıya çevreye (medyaya) karşı da bağımsızdır.

YARGICIN REDDİ

1) Yargıcın davaya bakmasının yasak (Memnu) olduğu haller nedeni ile reddi

- suçtan kendisi zarar görmüşse

- karısı, kocası ise zarar gören ise

- tanıklık, bilirkişilik, katiplik, avukatlık, savcılık yapmışsa. (Daha önce aynı davada)

- davaya baktığı kimselerle 3. dereceye kadar kan veya 2. derece (evlilik hısımları) sihri hısımlık varsa

- bir davanın soruşturma aşamasında görev yapmış olan yargıç kovuşturma aşamasında görev alamaz.

-İlk derece mahkemesinde bir dava ile ilgili karar veren yargıç (İhsası rey beyan etmek) aynı davanın kanun yollarından birine dair incelemesinde görev alamaz.

-Bir dava için Muhakemenin iadesi yolunun kabul edilmesi halinde, ilk yargılamaya katılan yargıç,yeniden yargılanılması kabul edilen yargılamaya katılamaz.

2) Hakimin Davaya Bakmakta Tarafsızlığını Şüpheye düşüren Haller Sonucu Reddi

3) Hakimin çekinmesi (istinkafı)

Hakim kendiliğinden “tarafsız olamayacağım” diye çekilmek isteyebilir.

v Hakimin duruşma esnasında reddedilmiş olması sırf bu sebeple duruşmanın kesilmesini gerektirmez. Ancak ret konusunda bir karar verilmezden de tarafların iddia ve savunmalarının dinlenilmesine geçilmez.

v Hakimin reddi talebinin kabulüne dair kararlar kesindir.Ancak hakimin reddi isteminin geri çevrilmesine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

v Hakimin reddi talebi , reddedilen hakimin mensubu olduğu mahkemeye yapılır.

v Ancak reddedilen hakimin reddi konusundaki karara katılamaması sebebi ile karar verilemeyecek bir durum ortaya çıkarsa , ret konusundaki karar bir üst derece mahkeme verir.

v Mahkemenin heyet halinde reddi mümkün değildir.

v Hakimin davaya bakmasının yasak olduğu haller sonucu reddedilmesi yargılamanın her aşamasında mümkündür.

v Ancak hakimin tarafsızlığını şüpheye düşüren sebepler dolaysı ile reddi , ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya kadar yapılmalıdır. Fakat hakimin davaya bakmakta tarafsızlığını şüpheye düşürecek hal sonradan ortaya çıkmışsa duruşma bitinceye kadar da hakimin reddi istenebilir. Fakat bu süre en fazla 7 gündür.

v Hakimin reddi talebi zamanında yapılmamış ise ret konusunda yeterli delil gösterilmemiş ise , hakimin reddi duruşmayı uzatmak amacı ile yapılmış ise ret talebinin geri çevrilmesine karar verilir.

v Hakimin reddini isteyen bunu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak yemin delil olmaz.

v Hakimin reddi gibi, bilirkişilerin, zabıt katiplerinin de reddi mümkündür. Ancak savcının reddi diye bir şey söz konusu değildir.

GÖREV – MADDE İTİBARİ İLE YETKİ

*Mahkemelerin kurulması kaldırılması görev ve yetkilerinin belirlenmesi kanun ile olur.

*Mahkemelerin görevlerinin tespitinde ağırlaştırıcı ve hafifletici sebepler dikkate alınmaksızın kanunda yer alan suçun cezasının *üst sınırına bakılır.

*Sulh Ceza mahkemeleri; *iki yıl dahil iki yıla kadar hapis cezaları ile bunlara bağlı adli para cezalarına, sırf adli para cezasına ve emniyet tedbirine dair cezai uyuşmazlıklarla alakalı davalara bakar.

*Ağır Ceza Mahkemesi ise, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis cezaları ile *10 yıldan fazla hapsi gerektiren suçlarla alakalı davalara bakar. Asliye Ceza mahkemesi ise bunların dışında kalan suçlarla lakalı davalara bakar.

*Bölge Adliye Mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun **olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

*Bölge Adliye Mahkemelerini *yargı çevresinin belirlenmesine, *değiştirilmesine, veya bu mahkemelerin **kaldırılmasına Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kara verir.

*Yargı kolları arasındaki yetki ilişkisidir. Her üst mahkeme bir yargı koludur. İdari, askeri, adli hepsi ayrı bir yargı koludur.

*Kamu düzenine ilişkindir ve kesindir.

*Yargılamanın her aşamada ileri sürülebilir.

*Madde itibari ile yetkisizliği mahkeme dahi kendiliğinden dikkate alabilir.

*Madde itibari ile yetkisiz mahkemenin yaptığı işler kural olarak geçersizdir. Ancak yenilenilmesi mümkün olmayan işleri madde itibari ile yetkisiz mahkeme yapabilir ( Son cümle CMK’nın yeniliğidir)

*Madde itibari ile yetkisizlik kararı veren mahkeme, dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir. Ancak bu kural aynı yargı kolu içerisindeki mahkemeler için geçerlidir.

*Madde itibari ile aralarında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıkabilir.

*İster olumlu ister olumsuz görev uyuşmazlığı olsun, bu konuda karar veren mahkemelerden biri mutlaka gerçektende görevli mahkeme olmalıdır, ve verilen kararlar kesin olmalıdır.

*İster olumlu ister olumsuz görev uyuşmazlığı olsun, bu problemi ortak (müşterek) yüksek görevli mahkeme çözer.

*Eğer olumlu görev uyuşmazlığı çıkmış ise, gerçekte görevli olmayan mahkemenin kararını bozar.

*Şayet olumsuz görev uyuşmazlığı çıkmış ise bu durumda, gerçekte görevli olan mahkemenin kararını bozar.

*Mahkemelerin görevsizlik kararlarına karşı itiraz mümkündür. (CMK’nın yeniliği)

*Alt derece mahkeme, kendisine açılan davanın kendi görev alanına girmediği gerekçesi ile her zaman görevsizlik kararı verebilirken, aynı şartlarda üst derece mahkemesi görevsizlik kararını ancak iddianame kabul edilinceye kadar yapabilir.

*Çok önemlidir ki, yukarıdaki kural, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren işlere bakacak olan Ağır Ceza Mahkemeleri için geçerli değildir. Yani bu tür ağır ceza mahkemeleri her zaman görevsizlik kararı verebilir.

*Aralarında bağlantı olan davalar birleştirilebilir. Fakat bileştirme her zaman üst derece mahkemesinde olur. Birleştirme halinde üst derece mahkemesinin yargılama usulü uygulanır.

*Davaların ayrılması halinde, ayrılan davalara da aynı mahkemede bakılır.

YER İTİBARİ İLE YETKİ

*Yer itibari ile yetki de kesindir. Yani taraflar anlaşarak yetkili mahkemeyi değiştiremez.

*Yer itibari ile yetkisizlik iddiası her zaman ileri sürülemez. İlk derece mahkemelerinde sorgudan, bölge adliye mahkemelerinde inceleme başlamazdan evvel ileri sürülebilir.

*Ancak yer itibari ile verilen yetkisizlik yada yetkililik kararlarına karşı itiraz edilebilir.

v Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiası davanın taraflarınca ileri sürülemeyeceği gibi, mahkeme de bu hususu re’sen dikkate alamaz.

*Yer itibari ile yetkisiz mahkeme gecikmesinde sakınca olan işleri yapabilir.

*Yer itibari ile yetkinin istisnaları vardır.

1.Hukuki ya da fiili nedenlerle davanın nakli. Bu durumda nakil ancak aynı derecedeki bir mahkemeye yapılabilir. Nakli isteme yetkisi davanın taraflarına aittir. Nakle yüksek görevli mahkeme karar verir.

2.Kamu güvenliği sebebi ile davanın nakli. Bu halde davanın naklini isteme yetkisi Adalet Bakanınıdır. Nakil kararını ise Yargıtay verir.

SOMUT YETKİ KURALLARI

1.Temel kural suç nerede işlenilmiş ise yetkili mahkeme de o yer mahkemesidir. Ancak suçun işlenildiği yer belli değilse sanığın ya da şüphelinin yakalandığı yer, yakalanamamışsa yerleşim yeri mahkemesi, bu halde de yetkili mahkeme tespit edilememiş ise Türkiye’de en son sakin olduğu yer mahkemesi, bu şekilde dahi yetkili mahkeme tespit edilemezse muhakeme hukukuna ilişkin ilk işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

2.Eğer suç yurt dışında işlenip de Türkiye’de kovuşturulabilen bir suç ise; Türkiye’nin suçun işlenildiği yerde yargılama yetkisi olamadığı için, sanığın veya şüphelinin yakalandığı yer mahkemesi, yakalanamamış ise ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi, Türkiye’de ikametgahı yoksa en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Ancak buradaki yetki kuralları kesinlik arz etmez. Yani Cumhuriyet savcısının şüphelinin, sanığın istemi üzerine Yargıtay suçun işlenildiği yer daha yakın yer mahkemesine yetki verebilir. Tüm bulara rağmen yetkili mahkeme yine de tespit edilemezse, Adalet Bakanını talebi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine yetkili mahkeme Yargıtay tarafından belirlenir.

ÖZEL YETKİ KURALLARI

*Teşebbüs halinde kalmış suçlarda son icra hareketinin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

*Mütemadi (kesintisiz) suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi yetkilidir.

*Müteselsil (zincirleme) suçlarda son suçun işlenildiği yer mahkemesi yetkilidir.

*Suç ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenilmiş ise:

-Suç ülkede yayımlanan basılı bir eserle işlenilmiş ise asıl yetki eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir.

-Eğer eser birden fazla yerde dağıtılmış ise, suçta eserin faklı yerdeki bir baskısında meydana gelmiş ise o yer mahkemesi de yetkilidir.

-Soruşturması ve kovuşturması şikâyete bağlı hakaret suçunda;

-Mağdurun yerleşim yer mahkemesi de yetkilidir.

-Şayet eser kişinin oturduğu yerde dağıtılmışsa o yer mahkemesi de yetkilidir.

-Mağdur suçun işlenildiği yer dışında tutuklu ya da hükümlü ise ve eser o yerlerde de dağıtılıyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

-Görsel veya işitsel yayınlar için de aynı kurallar geçerlidir. Ancak görsel ve işitsel yayılar dolaysı ile davanın yerleşim yerinde yada oturduğu yerde de açılabilmesi için söz konusu bu yerlerde hakaret içeren sözün işitilmiş yada görülmüş olması gerekir.

*Yabancı ülkede bulunup da diplomatik bağışıklıktan istifade eden Türk kamu görevlilerinin hem şahsi olarak hem de görevleri ile alakalı işlemiş oldukları suçlardan dolayı yargılanılmalarında Ankara Mahkemeleri yetkilidir.

*Suç Türk Bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya gemi Türkiye dışında iken işlenilmiş ise, suçun işlenilmesinden sonra geminin uğradığı ilk yer yada bağlama limanı mahkemesi yetkilidir. Aynı kural hava ve demir yolu taşıtları için de geçerlidir.

*Ülke içerisindeki deniz hava ve demir yolu taşıtlarında yada bu taşıtlarla işlenilen suçlarda, bu taşıtların ulaştığı ilk yer mahkemesi de yetkilidir.

*Çevreyi kirletme suçu yabancı bayrak taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlenmiş ise, suçun işlenildiği yere en yakın yer yada suçun işlenilmesinden sonra geminin uğradığı ilk Türk limanının bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

ŞAHIS İTİBARİ İLE YETKİ

Yargılanacak kimsenin sıfatına göre belirlenen yetki. ( AY. m. 148)

SAVCI

Savcılık örgütleri yargıç yanında değil mahkeme yanında örgütlenmiştir. Bu sebeple sulh ceza mahkemelerinin yanında ayrı bir savcılık örgütü yoktur. Sulh ceza mahkemelerinde savcı duruşmaya katılmaz (CMK. m188/2). Ancak sulh ceza mahkemelerinin savcılık bir işi olursa yanında sayıldıkları asliye ceza mahkemesi savcısı bu işi yürütür.

*Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. (ÇKK. m. 25)

*Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da bilirkişi dinlenilmesine karar verebilir.

ŞÜPHELİ

Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi.

SANIK

Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi.

- gerçek kişi olmalı

- belli olmalı

- gaiplik sanıklığa engel değil, yargılamaya engeldir.

- akıl hastalığı yargılamaya engeldir. Sanıklığa değil

- sanığın müdafiden yararlanma hakkı vardır.

- tüzel kişiler sanık olmaz.

- kimliği ile ilgili konularda susma hakkı yoktur.

MÜDAFİ

Soruşturma evresinde, ifade almada *en çok üç avukat hazır bulunabilir. Daha sonraki aşamalar için müdafi sayısı bakımından herhangi bir sınırlama yoktur.

- avukatlar arasında seçilir.

- toplumsal savunma mekanıdır

BARONUN ZORUNLU MÜDAFİ TAYİN ETMESİ GEREKEN HALLER

– 18 yaş küçüklere

– Akıl hastaları

– Sağır ve dilsizlere

– Kendini savunamayacak şekilde malûl olanlara

– Biri kendine müdafi atayamayacak durumdaysa.

-Üst sınırı beş yıldan fazla hapis cezalarına dair soruşturma ve kovuşturmalarda (CMK m.150/3).

-Tutuklanan şüpheli yada sanığın müdafisi yoksa. (CMK. m. 101/3)

-Şüpheli yada sanığın gözlem altına alınması halinde müdafisi yoksa baro tarafından kendisine müdafi atanır (CMK. m. 74/2).

ŞAHSİ DAVACI

(bireysel iddia makamı) Davasını geri alması mümkündür. Alırsa dava sona erer. CMK şahsi dava yoluna ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Daha önceden şahsi dava açmış olanların davaları sonuçlanıncaya kadar şahsi dava olarak devam edecektir.

MÜDAHİL

*Mağdur malen sorumlu olanlar ile suçtan zarar gören gerçek yada tüzel kişiler kovuşturma evresinin her aşamasında davaya katılabilir.

*Ancak kanun yolu aşamasında davaya katılma istenilemez.

*Sulh ceza mahkemelerindeki katılmalarda savcının görüşüne müracaat edilmez.

*Davaya katılma davayı durdurmaz.

*Katılmadan evvel verilmiş olan karalar katılana bildirilmez.

*Katılanın kanun yolarına başvurma hakkı vardır.

*Katılanın vazgeçmesi yada ölmesi halinde katılma hükümsüz kalır. Ancak katılanın mirasçıları katılanın haklarını devam ettirmek üzere davayı devam ettirebilirler.

SÜRELER

*Süre gün olarak tayin edilmiş ise ise, ilk gün hesaba katılmaz.

*Hafta olarak tayin edildi ise bir dahaki haftaki aynı güne eden gün süre sona erer

*Ay olarak tayin edildi ise bir dahaki aydaki o güne tekabül eden gün, şayet o ayda aynı gün yoksa o ayın son günü (31 Ocak-28 Şubat) (Borçlar Hukuku İle aynı)

*Öğleden sonra tatil olan günlerde (Arefe) süre o gün biter

*Sürenin sona ermesi adli tatile rastlarsa (1 Ağustos – 5 Eylül)adli tatilin bitiminden itibaren süre 3 gün daha uzamış sayılır.

DİKKAT

1- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen *uyuşturucu veya *uyarıcı madde imal ve ticareti suçu,

2- *Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir *örgütün faaliyeti çerçevesinde *cebir ve *tehdit uygulanarak işlenen suçlar,

3- Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, düşmanla işbirliği yapmak, *Devletekarşı savaşa tahrik, yabancı Devlet aleyhine asker toplamak, askeri tesisleri tahrip, düşman devlete maddi ve mali yardım, *Anayasayı ihlal, *Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, *yasama organına ve hükümete karşı suç, hükümete karşı silahlı isyan, silahlı örgüt, suç için anlaşma, askeri komutanlıkların gaspı, yabancı hizmetine asker yazma ve yazılma, savaş zamanında enirler uymama, *siyasal veya askeri yada uluslar arası casusluk, devletle alakalı yasaklanan bilgi ve belgeleri açıklama.

****Şimdiye kadar üç madde halinde sayılan bu suçlar için geçerli ortak ifadeler şu şekildedir:

a- Bu suçlarla alakalı davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür.

b- Bu suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır.

c- ***Bu suçlar acele işlerden sayılır ve bunlarla ilgili davalara adlî tatilde de bakılır.

d- Ayrıca; Tatil süresince *bölge adliye mahkemeleri ile *Yargıtay, yalnız “tutuklu hükümlere” ilişkin veya “Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince” görülen işlerin incelemelerini yapar.

e- ***Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. Demek ki Memurların Yargılanması Usulü Hakkındaki Kanun hükümleri kapsamında soruşturma veya kovuşturma için amirin iznine gerek yoktur.

f- ***Bu tür suçlar için gözaltı süresi 48 saat olarak (Yani iki kat) uygulanır. Aynı durum tutuklama için de geçerlidir.

ESKİ HALE GETİRME

*Eğer bir kimse süreye kusuru olmaksızın süreye uyamazsa eski hale getirme yolunu işletir.

*Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemiş ise kişi kusursuz sayılır.

*Eski hale getirme yolunu işletmiş olmak, kararın yerine getirilmesini tehir etmez. Ancak hakimin aksine bir kara vermesi mümkündür.

*Eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin kararlar kesindir. Eski hale getirme talebinin reddine dair karalara karşı ise itiraz yolu açıktır.

* Süreye uyamamasına neden engelin ortadan kalkmasından itibaren ( 7 gün içerisinde) süresi içerisinde hangi mahkemeye müracaat edecek idi ise o mahkemeye müracaat eder.

Etiketler: , ,

Sizde Yorum yapın